İşletmenin faaliyetleri sonucunda istenen dönem sonu öz sermayesinin, dönem başı öz sermayesinde büyük olmasıdır. Ancak herzaman böyle olması mümkün olmaz; bazen dönem sonu öz sermayesi, dönem başındaki öz sermayeden küçük olur. Dolayısıyla faaliyetler sonucunda kar yada zarar oluşabilmektedir.
Kar, işletme sahipleri ve ortaklarının varlıklar üzerindeki haklarının (sermayenin artırılması dışında ) artışıdır. Buna göre kar, öz sermayenin artması zarar ise öz sermayenin azalması anlamındadır. Öz sermayedeki artış veya azalışların faaliyet sonuçlarından ileri gelmesi durumunda kar veya zarardan söz edilmektedir.
Kar veya zarar, işletmenin faaliyetleri sırasında sermayeyi arttırıcı ve azaltıcı (sermaye ilavesi veya sermaya azaltılması dışında) etkileri olan çok sayıdaki işlemin sonucudur. İşletmenin faaliyetleri sırasında yapılan ve sermayeyi arttırıcı etkisi olan işlemler “GELİR” ; sermayeyi azaltıcı olan işlemler “GİDER” olarak ifade edilir.
Gelir, genellikle varlık veya himet satışlarından ve faiz, kira gibi işlemlerden nakit para veya diğer varlıkların (aktiflerin) brüt tutarıdır. Diğer bir ifadeyle gelir, varlık veya hizmet satışlarından ve faiz, kira gibi işlemlerden sağlanan hasılattır.
Gider, gelir elde etmek amacıyla yapılan varlık (aktif) tükenmeleridir. Varlıklarda bir azalmayı ifade eder. Gelir ile gider arasındaki fark gelirler giderlerden fazla olduğunda kar, giderler gelirlerden fazla olduğunda zarar olarak adlandırılır. Bütün gelirler, giderler ve aralarındaki fark olan kar veya zarar bir arada ve kaynaklarına göre sınıflandırılmış bir şekilde gelir tablosunda gösterilir.
Gelirler ve giderler, gelir tablosunda ;
Ø Brüt satış karı ( veya zararı) bölümü,
Ø Faaliyet karı (veya zararı) bölümü,
Ø Dönem karı (veya zararı) bölümü
şeklinde kaynaklarına göre sınıflandırılmış olarak üç bölümde gösterilir.
Brüt satış karı bölümü işletmenin iş hacmini, bu iş hacminin getirdiği satış gelirlerini, satışlarından yapılan indirimleri ve satılan malların maliyetini gösterir. Net satış hasılatı ile satılan malların maliyeti arasındaki fark brüt satış karıdır. Ancak bu, her zaman satışların karlı olacağı anlamına gelmez, bazen satış zararının da olacağı düşünülmelidir.
Faaliyet karı bölümünde, işletmenin faaliyetlerini yerine getirilmesi için yapılması gerekli olan; araştırma ve geliştirme giderleri, pazarlama giderleri, genel yönetim giderleri ve buna benzer diğer faaliyet giderleri gösterilir. Bu bölümde yeralan giderler brüt satış karından çıkarılarak işletme faaliyetlerinin sonucu olan faaliyet karı bulunur. Eğer faaliyet giderleri satışlardan elde edilen kardan büyükse sonuçta faaliyet zararı ortaya çıkacaktır.
Net kar bölümünde işletmenin faaliyet sonucuna etki eden, ancak ana faaliyet konusu ile ilgili olmayan olağandışı gelir ve giderler, örneğin; önceki dönem gelir ve karları, önceki dönem gider ve zararlar, çalışmayan kısım gider ve zararları gibi unsurlar yeralır.[1]
5. HESAPLAR:
5.1. HESABIN TANIMI:
Her gün bir çok kıymet hareketinin söz konusu olduğu, bir işletmede; bu işlemler nedeniyle bilançonun çeşitli kalemlerinde oluşan artış ve eksilişlerin, önceki bölümde yapıldığı biçimde, bir tablo üzerinde izlenmesinin pratik olmadığı, hatta işlemler arttıkça böyle bir uygulamanın olanaksız hale geleceği açıktır.[2]
Ticari işlemler sonucu işletmenin varlıklarında, borçlarında ve sermayesinde değişmeler olacaktır. Bundan önceki bölümlerde, ticari işlemlerin söz konusu etkilerinin temel muhasebe denklemi ve bilançolar yardımıyla nasıl izleneceği anlatılmıştır.
Teorik olarak, ticari işlemleri, her ticari işlemle birlikte yeni bir muhasebe denklemi veya yeni bir bilanço düzenleyerek takip etmek mümkündür. Bu gibi bir izah tarzı, çift taraflı kayıt tekniğinin daha kolay anlaşılması bakımından gereklidir. Ancak; bir günde dahi yüzlerce, hatta binlerce ticari işlemin ortaya çıktığı bir işletmede ticari işlemlerin her iki şekilde de takbi pratik olarak mümkün değildir. Bu nedenle muhasebede, ticari işelmlerin takibinde üçüncü ve daha rasyonel bir yolun bulunması zorunlu olmuştur. Muhasebede bu konuda gerekli imkanı hesaplar sağlamaktadır.
Hesap ticari işlemlerin uygun bir şekilde takibi yanında, bilgilerin sınıflandırılması görevini de yerine getirir. Başka bir ifade ile, hesapların her işlemin ilgili olduğu yerde toplanmasını sağlarlar. Mesala hesaplar yardımıyla, kasayı ilgilendiren işlemler bir yerde , malı ilgilendiren işlemler başka bir yerde toplanırlar.[3]
Bir faaliyet döneminde yapılan yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca işlemi bilançolarla izlemek, her işlemden sonra tekrar tekrar bilanço düzenlemek hemen hemen olanaksızdır. Bunun yanında işlemleri konularına göre dönem başından dönem sonuna kadar topluca görmek ve izlemekre zordur.
Bilançado yeralan unsurların konuları ve özelliklerine göre önce bir yerde ayırmak ve bunlarda meydana gelen artış ve azalışları ayrı ayrı çizelgelerde (formlarda) izlemek ve bunları daha sonra topluca bilançoya yansıtmak, yukarıda belirtilen sakıncaları ortadan kaldıracaktadır. Bilanço içeriğini oluşturan ve her bir unsurda (varlıklar, sermaye ve borçlar çeşidinde) dönem içindeki işlemler nedeniyle meydana gelen artış ve azalışların kaydedildiği çizelgeye hesap denir.
Bu tanıma göre adına hesap dediğimiz çizelge; varlıklar, borçlar ve sermaye unsurlarının herbirini, varsa başlangıç durumunu, işlemlerin meydana getirdiği artışı ve azalışı ayrı ayrı gösterecektir. Ayrıca çizelge şeklindeki hesapta artış ve azalışların yazılması (kaydedilmesi) yanında artış yada azalış işleminin hangi işlemde meydana geldiği, meydana geliş tarihi ve nedenide belirtilirse belirsizlik ortadan kalkar ve böylelikle olayları kontrol olanağı yaratılmış olur.[4]
Ne aradıysam bilki sende bulmuşum.
Senden öncesi yoktu
Seninle var olmuşum.
Sende bütün özlemler.
Sende bütün gelecek.
Beni bende arama.
Ben artik sen olmuşum