Kullanıcı Adı:
Şifre:


Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Mehmet Niyazi Kitapları Özeti
07-11-2007 04:36 PM Mehmet Niyazi Kitapları Özeti
Se®HaT
< JöN >
*******




Üye Bilgileri
Rütbe : Süper Yönetici
Nerden : aşağıdan yukarıdan
Mesaj Sayısı : 633
Katılım Tarihi : Oct 2006
Durum : Çevrimdışı


Rep Bilgileri (Karizma)
Rep Ver :

Rep Puanı : 17
Rep Grafiği: 17


Hızlı Mesajlaşma



Mesaj: #1
Mehmet Niyazi Kitapları Özeti


KİTABIN ADI: ÇANAKKALE MAHŞERİ

YAZARI:MEHMET NİYAZİ

KONUSU:
Birinci Dünya Savaşında İtilaf Devletlerinden Rusya’yı düştüğü zor durumdan kurtarmak, İstanbul’u işgal edip, Osmanlı Devleti’nin Almanya ile irtibatını koparmak amacıyla; İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazı’nı var güçleriyle saldırmaları ve yurduna düşmanın ayak basmasındansa canını seve seve feda etmeyi göze almış büyük Türk milletinin olağanüstü savunmasıdır.

ANAFİKRİ:
Türk milletinin kat kat üstün olan düşmana karşı tüm olanaksızlıklara rağmen eşine rastlanmayacak bir cesurluk ve vatanseverlik örneği göstererek destanlar yazarak varlığımıza dahi gözünü dikmiş düşmanı geri püskürtmesi; bağımsızlık için neler yaptıklarını hatırlatmakta ve aynı durumda kendimizin olduğunu düşünerek vatanımıza sahip çıkmaktır.

ÖZETİ:
Bu eser, insanlığın kaderinin düğümlendiği Çanakkale Şavaşı’nı ilk kurşunun atıldığı andan başlayarak son düşmanın topraklarımızdan kovulmasına kadar yansıtmaktadır.
İngiliz, Fransız ve Ruslardan oluşan Müttefikler; Osmanlı, Almanya va yandaşlarıyla birçok cephede savaşmaktadırlar. Ruslar, Almanlar karşısında yenilgiye uğramaktadır. Müttefiklerin Çanakkale Boğazı’nı geçip Ruslara yardım etmek istemeleri Çanakkale cephesinin açılmasına neden olmuştur. Bu cephede; başarılı olurlarsa; Osmanlı ortadan kalkacak, savaşa girme konusunda tereddüt eden Balkan devletleri Müttefiklerle birlik olacak ve Avusturya ve Almanya doğudan da sıkı bir çembere alınacaktır.
Müttefikler; Limni, Bozcaada ve Gökçeada’da üs kurmuşlardır. Sayı ve malzeme bakımından Türklerden çok daha üstündürler. Türk savunmalarını yıpratmak için sık sık bataryalarımız bombardıman edilmektedir. Düşmanların 276 topuna karşılık, çoğunun atış menzili pek uzun olmayan 78 topla karşılık verilebilmektedir. Bununla birlikte Müttefiklerin zırhlı donanmaları da çok kuvvetlidir. Düşmanlar önce uçakla keşifte bulunup daha sonra gece bombardıman yapmaktadırlar. Bütün bunlara karşılık olarak Türkler, şaşırtma taktiği ile seyyar topçu birliklerini kurnazca sık sık yer değiştirerek savunma yapmaktadırlar. Tüm bu çabalar, sadece Müttefiklerin, merkez tabyaları rahatça dövmelerini, mayın tarama gemilerinin ileri sokulmalarını engelleyebilmektedir. Bir bombardıman sırasında Seyit adlı bir er vatan sevgisi ve iman gücüyle 276 kiloluk mermiyi tek başına yerleştirir ve düşman gemisini dördüncü denemesinde batırır.
Sadece donanma saldırısının yeterli olmadığına karar veren düşman, karadan saldırmak için de hazırlanır. Seddülbahir ve Kocatepe’den çıkarma yapmayı düşünürler. Bunu bekleyen Türkler, gerekli yerlerde tüneller, siperler, hendekler kazar ve mayın döşerler. Düşman şaşırtma amaçlı sahte çıkarmalar da yapar. Esas kanlı boğuşma Seddülbahir’de olur. Tüm bu ağır şartlara rağmen Türklerin devamlı hücum tazelemesi psikolojik yıkımı arttırır. Düşman, Seddülbahir’i koruyan Türk birliklerini arkadan sarabilecekleri Aytepe’yi ele geçirmek istemektedir. Planladıkları üç yerde de (Kumkale, Arıburnu ve Seddülbahir) tutunmayı başarırlar. Zaten sayıları az olan Türk kuvvetleri daha fazla savunamayıp geri çekilirler. Yaralıları düşman insafına bırakmak zorunda kalırlar. Bu rada Yavuz zırhlısı yola çıkar ve Anadolu’dan da yardım gelir. Türkler takviye ve intikam gücüyle saldırırlar ve Müttefikler çözülür. Bırakılan esirlerimiz anlaşmaya aykırı olmasına rağmen yakılarak öldürülürler.
Donanmaların yardımıyla Kara Kuvvetleri yerleşir. Barbaros ve Turgut Reis gemileri düşman kara kuvvetlerini bombalayıp Türk askerlerine maddi ve manevi yardımda bulunmaya çalışırlar ama düşman gemileri yanında hiç kalırlar. Anzaklar da Kocaçimen ve Conkbayır’ına saldırırlar. Bombardımanın ardından Fransızların desteği ile batıdan çıkan İngilizlari durduramayız. Müttefik uçakları Türklerin moralini bozacak yazılar atarken, Türk erleri bunlara aldanmayıp mücadelelerini sürdürmektedir. Türklerin gece baskınlarıyla büyük ölçüde bozguna uğrarlar. Büyük hücum için yeni İngiliz, Fransız ve Hint birlikleri adalara sevk edilirler. Taaruza başlarlar. Ama kısa sürede takviye güçlerle Türkler savunmadan taaruza geçiyor. Denize doğru ilerlemeye başlarlar. Donanma ilerlemeyi durdurmak için kendi kayıplarını da göze alarak ateşe başlarlar. Düşman gemileri batırılır. Gemidekileri kurtarmaya gelen botlar menzilde olmalarına rağmen bir şey yapamazlar. Majeste zırhlısı da Alman denizatlısı tarafından batırılır.
Arıburnu’nda iki tarafında savaşacak hali kalmaz. Birbirleri ile selamlaşmaya,yazışmaya ve alışverişe bile başlarlar. Elli bin kişinin Suvla’dan çıkıp öldürücü darbeyi vurması planlanır. Kireçtepe’de göstermelik çıkarma yaparlar. Düşman birçok yoldan saldırıya başlar. Suvla’ya esas taarruzu yapmaya çıkan düşman askerleri güneşlenir. Bu arada Türkler takviye kuvvet alır. Albay Ahmet FEVZİ İstanbul’a çağırılır yerine M.Kemal gönderilir. Türkler çok dikkatli ve bir şekilde verilen emirleri ne pahasına olursa olsun yerine getirirler. Düşman askerleri atılganlık göstermez. Komutanlarını kaybeden Türk askerleri dağılmazlar daha da galeyana gelirler.Düşmanlar Cokbayırı’nda gece yarısı bombardımana başlarlar. Sonra taarruza geçerler. Tam tepeye çıktıklarında Türk bombardımanı başlar. Müttefikler tüm çabalarına rağman tutunamazlar. İnsan ruhunu yenmenin mümkün olmadığını anlayıp geri çekilirler. Türkler asker sıkıntısı çekmektedirler. Medrese öğrencileri ideallerini, okullarını, hayallerini bırakıp savaşa katılırlar. Kış gelip havalar soğuyunca başlayan yağmurlar işlerini zorlaştırır. Siperlerde adım atılamaz, yataklar ıslanır. Köylülerin kışlık ekinleri ateşe verilir. Yeni gönüllülere asker elbisesi verilmez. Ancak bazılarına yazlık elbise verilebilmektedir.
Bulgarlar, boğazın geçilemeyeceğini anlayınca Osmanlı-Almanya tarafını tutar. Berlin-istanbul arasındaki demiryolunun güvenliğe kavuşmasıyla malzeme akışının kolaylaşması Müttefiklerin işini zorlaştırmıştır. İngiltere Yüksek Savunma Konseyi bu defteri uygun bir şekilde kapatmek ister ve Hamilton’u görevden alır. Süper güç Müttefikleri ile birlikte hasta adamın(Kitapta Osmanlı Devleti’ne hasta adam tabiri kullanılmaktadır) önünde dize gelir. Müttefikler geceleri gizlice çekilirler. Türklerin şüphelenmesini engellemek için ara sıra top atışı yaparlar. Türkler insan üstü çabalarının sonucu birçok kayba rağmen vatanını savunurlar. Sonunda zafer biz Türklerin olur.


Öyle bir hayat yaşıyorum ki,

Cenneti de gördüm, cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki,

Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.


Bazıları seyrederken hayatı en önden,

Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki,

Okudum okudum anlamadım.


Kendi kendime konuştum bazen evimde,

Hem kızdım hem güldüm halime,

Sonra dedim ki ''söz ver kendine''

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,

Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,

Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredeceksin


07-11-2007 04:36 PM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-11-2007 04:38 PM Cvp: Mehmet Niyazi Kitapları Özeti
Kansss
Babacan
******




Üye Bilgileri
Rütbe : Moderatör
Nerden : istanbul
Mesaj Sayısı : 2,041
Katılım Tarihi : Sep 2007
Durum : Çevrimiçi


Rep Bilgileri (Karizma)
Rep Ver :

Rep Puanı : 10
Rep Grafiği: 10


Hızlı Mesajlaşma



Mesaj: #2
Cvp: Mehmet Niyazi Kitapları Özeti


paylaşımın için tşkler ellerine sağlık.... kardeşimsinnnnnnnnnnsırıtma



Ne aradıysam bilki sende bulmuşum.
Senden öncesi yoktu
Seninle var olmuşum.
Sende bütün özlemler.
Sende bütün gelecek.
Beni bende arama.
Ben artik sen olmuşum
07-11-2007 04:38 PM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-11-2007 04:48 PM Cvp: Mehmet Niyazi Kitapları Özeti
Se®HaT
< JöN >
*******




Üye Bilgileri
Rütbe : Süper Yönetici
Nerden : aşağıdan yukarıdan
Mesaj Sayısı : 633
Katılım Tarihi : Oct 2006
Durum : Çevrimdışı


Rep Bilgileri (Karizma)
Rep Ver :

Rep Puanı : 17
Rep Grafiği: 17


Hızlı Mesajlaşma



Mesaj: #3
Cvp: Mehmet Niyazi Kitapları Özeti


Yayınevi : Ötüken Neşriyat
Dizisi : Edebi Eserler Dizisi
Yazarı : Mehmet NİYAZİ
Basım Yeri / Tarihi : Istanbul / 2005 - Nisan

Savaşla ilgili romanlar ya stratejik bir yerdeki direnişi, yahut da bir askerin yaşadıklarını anlatarak savaşın tamamı hakkında fikir verirler, daha çok da cephe gerisindeki acıları dile getirirler. Mehmed Niyazi, bir yerin veya kişinin değil, Çanakkale Savaşı'nın romanını yazmıştır. Roman ilk atılan mermiyle başlıyor, bütün cepherinde sonuna kadar devam ediyor. Yazarımıza göre tarihi roman gerçeği sadık kalmalıdır ; ancak o atmosferi okuyucuya teneffüs ettirmek için malzeme kabilinden tarihe mal olmayacak kahramanlar kullanılabilir ; ama Çanakkale'de o kadar çok kahraman var ki, buna da gerek duymamıştır.
(arka kapak)

Kitap hakkinda

KONUSU:
Birinci Dünya Savaşında İtilaf Devletlerinden Rusya’yı düştüğü zor durumdan kurtarmak, İstanbul’u işgal edip, Osmanlı Devleti’nin Almanya ile irtibatını koparmak amacıyla; İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazı’nı var güçleriyle saldırmaları ve yurduna düşmanın ayak basmasındansa canını seve seve feda etmeyi göze almış büyük Türk milletinin olağanüstü savunmasıdır.

ANA FİKRİ:
Türk milletinin kat kat üstün olan düşmana karşı tüm olanaksızlıklara rağmen eşine rastlanmayacak bir cesurluk ve vatanseverlik örneği göstererek destanlar yazarak varlığımıza dahi gözünü dikmiş düşmanı geri püskürtmesi; bağımsızlık için neler yaptıklarını hatırlatmakta ve aynı durumda kendimizin olduğunu düşünerek vatanımıza sahip çıkmaktır.

ÖZETİ:
Bu eser, insanlığın kaderinin düğümlendiği Çanakkale Şavaşı’nı ilk kurşunun atıldığı andan başlayarak son düşmanın topraklarımızdan kovulmasına kadar yansıtmaktadır.
İngiliz, Fransız ve Ruslardan oluşan Müttefikler; Osmanlı, Almanya va yandaşlarıyla birçok cephede savaşmaktadırlar. Ruslar, Almanlar karşısında yenilgiye uğramaktadır. Müttefiklerin Çanakkale Boğazı’nı geçip Ruslara yardım etmek istemeleri Çanakkale cephesinin açılmasına neden olmuştur. Bu cephede; başarılı olurlarsa; Osmanlı ortadan kalkacak, savaşa girme konusunda tereddüt eden Balkan devletleri Müttefiklerle birlik olacak ve Avusturya ve Almanya doğudan da sıkı bir çembere alınacaktır.
Müttefikler; Limni, Bozcaada ve Gökçeada’da üs kurmuşlardır. Sayı ve malzeme bakımından Türklerden çok daha üstündürler. Türk savunmalarını yıpratmak için sık sık bataryalarımız bombardıman edilmektedir. Düşmanların 276 topuna karşılık, çoğunun atış menzili pek uzun olmayan 78 topla karşılık verilebilmektedir. Bununla birlikte Müttefiklerin zırhlı donanmaları da çok kuvvetlidir. Düşmanlar önce uçakla keşifte bulunup daha sonra gece bombardıman yapmaktadırlar. Bütün bunlara karşılık olarak Türkler, şaşırtma taktiği ile seyyar topçu birliklerini kurnazca sık sık yer değiştirerek savunma yapmaktadırlar. Tüm bu çabalar, sadece Müttefiklerin, merkez tabyaları rahatça dövmelerini, mayın tarama gemilerinin ileri sokulmalarını engelleyebilmektedir. Bir bombardıman sırasında Seyit adlı bir er vatan sevgisi ve iman gücüyle 276 kiloluk mermiyi tek başına yerleştirir ve düşman gemisini dördüncü denemesinde batırır.
Sadece donanma saldırısının yeterli olmadığına karar veren düşman, karadan saldırmak için de hazırlanır. Seddülbahir ve Kocatepe’den çıkarma yapmayı düşünürler. Bunu bekleyen Türkler, gerekli yerlerde tüneller, siperler, hendekler kazar ve mayın döşerler. Düşman şaşırtma amaçlı sahte çıkarmalar da yapar. Esas kanlı boğuşma Seddülbahir’de olur. Tüm bu ağır şartlara rağmen Türklerin devamlı hücum tazelemesi psikolojik yıkımı arttırır. Düşman, Seddülbahir’i koruyan Türk birliklerini arkadan sarabilecekleri Aytepe’yi ele geçirmek istemektedir. Planladıkları üç yerde de (Kumkale, Arıburnu ve Seddülbahir) tutunmayı başarırlar. Zaten sayıları az olan Türk kuvvetleri daha fazla savunamayıp geri çekilirler. Yaralıları düşman insafına bırakmak zorunda kalırlar. Bu rada Yavuz zırhlısı yola çıkar ve Anadolu’dan da yardım gelir. Türkler takviye ve intikam gücüyle saldırırlar ve Müttefikler çözülür. Bırakılan esirlerimiz anlaşmaya aykırı olmasına rağmen yakılarak öldürülürler.
Donanmaların yardımıyla Kara Kuvvetleri yerleşir. Barbaros ve Turgut Reis gemileri düşman kara kuvvetlerini bombalayıp Türk askerlerine maddi ve manevi yardımda bulunmaya çalışırlar ama düşman gemileri yanında hiç kalırlar. Anzaklar da Kocaçimen ve Conkbayır’ına saldırırlar. Bombardımanın ardından Fransızların desteği ile batıdan çıkan İngilizlari durduramayız. Müttefik uçakları Türklerin moralini bozacak yazılar atarken, Türk erleri bunlara aldanmayıp mücadelelerini sürdürmektedir. Türklerin gece baskınlarıyla büyük ölçüde bozguna uğrarlar. Büyük hücum için yeni İngiliz, Fransız ve Hint birlikleri adalara sevk edilirler. Taaruza başlarlar. Ama kısa sürede takviye güçlerle Türkler savunmadan taaruza geçiyor. Denize doğru ilerlemeye başlarlar. Donanma ilerlemeyi durdurmak için kendi kayıplarını da göze alarak ateşe başlarlar. Düşman gemileri batırılır. Gemidekileri kurtarmaya gelen botlar menzilde olmalarına rağmen bir şey yapamazlar. Majeste zırhlısı da Alman denizatlısı tarafından batırılır.
Arıburnu’nda iki tarafında savaşacak hali kalmaz. Birbirleri ile selamlaşmaya,yazışmaya ve alışverişe bile başlarlar. Elli bin kişinin Suvla’dan çıkıp öldürücü darbeyi vurması planlanır. Kireçtepe’de göstermelik çıkarma yaparlar. Düşman birçok yoldan saldırıya başlar. Suvla’ya esas taarruzu yapmaya çıkan düşman askerleri güneşlenir. Bu arada Türkler takviye kuvvet alır. Albay Ahmet FEVZİ İstanbul’a çağırılır yerine M.Kemal gönderilir. Türkler çok dikkatli ve bir şekilde verilen emirleri ne pahasına olursa olsun yerine getirirler. Düşman askerleri atılganlık göstermez. Komutanlarını kaybeden Türk askerleri dağılmazlar daha da galeyana gelirler. Düşmanlar Cokbayırı’nda gece yarısı bombardımana başlarlar. Sonra taarruza geçerler. Tam tepeye çıktıklarında Türk bombardımanı başlar. Müttefikler tüm çabalarına rağman tutunamazlar. İnsan ruhunu yenmenin mümkün olmadığını anlayıp geri çekilirler. Türkler asker sıkıntısı çekmektedirler. Medrese öğrencileri ideallerini, okullarını, hayallerini bırakıp savaşa katılırlar. Kış gelip havalar soğuyunca başlayan yağmurlar işlerini zorlaştırır. Siperlerde adım atılamaz, yataklar ıslanır. Köylülerin kışlık ekinleri ateşe verilir. Yeni gönüllülere asker elbisesi verilmez. Ancak bazılarına yazlık elbise verilebilmektedir.
Bulgarlar, boğazın geçilemeyeceğini anlayınca Osmanlı-Almanya tarafını tutar. Berlin-istanbul arasındaki demiryolunun güvenliğe kavuşmasıyla malzeme akışının kolaylaşması Müttefiklerin işini zorlaştırmıştır. İngiltere Yüksek Savunma Konseyi bu defteri uygun bir şekilde kapatmek ister ve Hamilton’u görevden alır. Süper güç Müttefikleri ile birlikte hasta adamın(Kitapta Osmanlı Devleti’ne hasta adam tabiri kullanılmaktadır) önünde dize gelir. Müttefikler geceleri gizlice çekilirler. Türklerin şüphelenmesini engellemek için ara sıra top atışı yaparlar. Türkler insan üstü çabalarının sonucu birçok kayba rağmen vatanını savunurlar. Sonunda zafer biz Türklerin olur.

Yazar hakkinda:

Mehmet Niyazi Özdemir,1942 yılında Sakarya'nın Akyazı ilçesinde doğdu. İlk ve orta okulu orada okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Sonra Hukuk Fakültesi'ne girdi; 1967’de oradan mezun oldu. O zamanlar da hukuk fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip, izin alarak edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak Edebiyat Fakültesinin Felsefe bölümünden de sertifika aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti.

Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk Devletlerinde Temel Hürriyetler"konulu doktorasına başladı. Hocası Bonn'a sonra da Köln'e tayin edilince Mehmet Niyazi de onu takip etti. 1976 yılında doktorasını bitirdikten sonra, hocasının yanında aynı kürsüde çalışmaya başladı. Uzun yıllar Almanya’da oturdu. Hâlâ Marburg Üniversitesi ile teması devam etmekle beraber, 1988 yılından beri Türkiye’de ikamet etmektedir. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 1987'den beri de ilk başta haftada üç gün, sonraları haftada bir gün Zaman gazetesinde yazmaktadır. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman Batı dergilerinde yayınlatmaya çalışıyor.

Mehmet Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde millî konuları işlemeyi şiar edinmiştir. Fikrî eserlerinde ise Türkiye`nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıklar.


Öyle bir hayat yaşıyorum ki,

Cenneti de gördüm, cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki,

Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.


Bazıları seyrederken hayatı en önden,

Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki,

Okudum okudum anlamadım.


Kendi kendime konuştum bazen evimde,

Hem kızdım hem güldüm halime,

Sonra dedim ki ''söz ver kendine''

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,

Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,

Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredeceksin


07-11-2007 04:48 PM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Küçük Ağa (kitap özeti) Se®HaT 1 11 07-11-2007 04:39 PM
Son Mesaj: Kansss
  Afacanlar Çetesi Kitap Özeti serkanca 0 35 22-02-2007 06:57 AM
Son Mesaj: serkanca
  Asrın Operasyonu (kitap özeti) serkanca 0 31 22-02-2007 06:57 AM
Son Mesaj: serkanca
  Çatıdaki Rüzgar Kitap Özeti serkanca 0 27 22-02-2007 06:56 AM
Son Mesaj: serkanca
  Alarm Kitap özeti serkanca 0 33 22-02-2007 06:56 AM
Son Mesaj: serkanca
  Çöl Fırtınası (kitap özeti) serkanca 0 19 22-02-2007 06:56 AM
Son Mesaj: serkanca

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git: