10-03-2007, 06:33 PM
>* Daima düşünceliydi.
>
>* Susması konuşmasından uzun sürerdi.
>
>* Luzumsuz yere konuşmazdı.
>
>* Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
>
>* Dünya işleri için kızmazdı.
>
>* Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
>
>* Kötü söz söylemezdi.
>
>* Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.
>
>* Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
>
>* Kimseyle çekişmezdi.
>
>* Çok konuşmazdı.
>
>* Boş şeylerle uğraşmazdı.
>
>* Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
>
>* Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
>
>* Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
>
>* Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
>
>* Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
>
>* Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
>
>* Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
>
>* Her zaman ağırbaşlıydı.
>
>* Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
>
>* Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
>
>* Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.
>
>* Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.
>
>* Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.
>
>* Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
>
>* Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
>
>* Dostlarına şöyle derdi: “ Dünya da garip bir kimse, yahut bir yolcu gibi
>ol “
>
>* Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
>
>* Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
>
>* Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
>
>* Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
>
>* Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
>
>* Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.
>
>* Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
>
>
>* Susması konuşmasından uzun sürerdi.
>
>* Luzumsuz yere konuşmazdı.
>
>* Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
>
>* Dünya işleri için kızmazdı.
>
>* Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
>
>* Kötü söz söylemezdi.
>
>* Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.
>
>* Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
>
>* Kimseyle çekişmezdi.
>
>* Çok konuşmazdı.
>
>* Boş şeylerle uğraşmazdı.
>
>* Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
>
>* Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
>
>* Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
>
>* Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
>
>* Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
>
>* Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
>
>* Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
>
>* Her zaman ağırbaşlıydı.
>
>* Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
>
>* Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
>
>* Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.
>
>* Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.
>
>* Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.
>
>* Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
>
>* Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
>
>* Dostlarına şöyle derdi: “ Dünya da garip bir kimse, yahut bir yolcu gibi
>ol “
>
>* Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
>
>* Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
>
>* Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
>
>* Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
>
>* Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
>
>* Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.
>
>* Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
>