03-21-2007, 01:45 AM
YER ADLARIMIZIN DİLİ
Şu son yıllarda Avrupa'da yer adlarıyla ilgili çalışmalar bağımsız bir bilim kolu meydana getirecek kadar artmıştır. Bu yeni bilim koluna Avrupa dillerinde toponymie adı verilmektedir.
Dil bilgisinin bu yeni kolu, yer adlarım yapı, anlam ve köken bakımlarından açıklamaya çalışır. Bu çalışmalarda bütün yer adları, köy ve şehir gibi yerleşme yerlerinin (yani eski tabirle meskûn yerlerin) adları, tabiî yer adları (yani dağ, dere, tepe ... adları) göz önünde tutulur. Toponymıe'nin dağ, tepe, bel, sırt ... adları üzerinde duran kolu oronymie, dere, çay, ırmak, göl... adlarını ele alan kolu da hrydronymie adıyla anılır. Bu bakımdan Fransızca toponymie adıyla anılan bu bilim koluna Türkçede yer adları bilgisi adını verebiliriz.
Son elli yıl içinde yer adları üzerinde birçok kimseler çalışmış, bu alanda birçok araştırmalar yayımlanmıştır. Bu alandaki çalışmaların olumlu sonuçlar vermesi toponymie araştırmalarında /injuıstique, yani dil bilimi metotlarının kullanmasıyla bir kat daha artmıştır. Bu metotlarla yapılan araştırmalar sonunda foponyme'lerin, yani yer adlarının kelimelerden farksız olduğu anlaşılmış, yer adlarının da kelimeler gibi fonetik kurallara uyduğu meydana çıkmıştır. Bundan başka, bütün yer adlarının bir anlam taşıdığı da tespit edilmiştir. Buna göre, bu adların verilmesinde de birtakım kuralların hâkim olduğu açıktır.
Fransa'ya paralel olarak, toponymie çalışmalarının Belçika'da da geliştiğini biliyoruz. Belçika'da yetişen toporıymıste'ler Fransa'daki yer adları üzerinde de çalışmalardır. Örnek olarak A. Vincent'ın 1937'de çıkan Toponymie de la France adlı eserini gösterebiliriz. Belçikalı toponoy miste'ler arasında Vincent'dan başka, Carnoy, Vannerus, Van de VVijer'i de anabiliriz. 1926'da Belçika'da bir Toponymie ve Diyalektoloji Komisyonu kurulmuştur. "Revue de Dialectologie et de Toponymie" dergisi bu komisyon tarafından çıkarılmaktadır.
İspanya ve Portekiz'de de toponymie çalışmalarına büyük bir önem verilmiştir. İspanya'da Griera ve Montoliu, Portekiz'de ise Leite de Vasconellos toponmiste olarak ün yapmıştır.
Almanya'da da yer adları üzerinde ciddî araştırmalar yapılmıştır. P. Skok ve Kaspers gibi bilginlerin çalışmalarından sonra, H. Gröhler (Über Ursprung uıd Bedeutung der französischen Ortsnamen, Heidelberg, I. 1913, II, 1933), Gamillscheg ve Schnetz'in bu alanda ciddî yayınlar yaptığını biliyoruz. Fransız dilinin etymologique sözlüğünü yazmış olan Gamillscheg, Kuzey Fransa'daki Frank yerleşmeleri üzerinde durmuştur. Schnetz ise "Zeitschrift für Ortsnamen, forschungen" adlı dergiyi çıkarmıştır. 1925'te Münih'te çıkmaya başlamış olan bu dergi, 1938'de "Zeitschrift für Namen Forschungen" adını almış, böylelikle programını bütün özel adları kapsayacak ölçüde genişletmiştir.
Fin bilginleri gibi, Macar slaviste ve Türkologları da yer adlarına sık sık dokunmuşlardır. Bu yoldaki çalışmalarıyla büyük bir ün kazanmış olan Macar bilginleri olarak J. Melich, J. Nemeth, I. Kniezsa ve L. Râsonyi'yi anmakla yetineceğim. Seçkin Macar dil bilgini Z. Gombocz ile birlikte Macar dilinin büyük etymologigue sözlüğünü yayımlamış olan Melich, dil çalışmalarında yer adlarına büyük bir değer vermiştir. Lumtzer ile birlikte yazmış olduğu büyük bir eserde, Macarcadaki Almanca kelimeleri gözden geçirirken Alman kökünden gelen yer adlarını da ele almıştır. Sonra, Gombocz'la birlikte yazmış olduğu etymologique sözlüğe Macaristan topraklarında rastlanan yer adlarını da almıştır. O bakımdan bu sözlük, dünya ölçüsünde büyük bir yenilik getirmiştir. Yazarlar, yalnız yer adlarıyla da yetinmemişler, sözlüklerine kişi adlarını da almışlardır. Böylelikle, bu eserin değeri bir kat daha artmıştır. Prof. Melich, bu sözlük yanında, Macaristan'daki yer adları üzerine başka eserler de vermiştir. Onun bu yoldaki çalışmaları arasında Honfoglalâskori Magyarorszâg adlı eseri, özel bir yer tutar. Melich, bu güzel eserinde, Macarların bugünkü yurtlarına yerleştikleri sırada hangi uluslarla ilişki kurduklarını, bu topraklarda hangi uluslarla karşılaştıklarını yer adlarına dayanarak tespite çalışmıştır.
Türk toponymie'sine gelince: Bizde bu alandaki çalışmaların henüz başlangıç evresinde bulunduğunu söyleyebiliriz. Prof. Fuad Köprülü, Türkiyat Mecmuası'nda (I, 1925} çıkan bir yazısında (Oğuz etnolojisine dair tarihî notlar) "Oğuzların muhaceret yollarıyla iskân sahalarındaki bilumum coğrafî isimler ve bilhassa köy isimleri" üzerinde durmuştu. Köprülü'nün bu yazısı üzerine 1928'de H. Nihal ile A. Naci, Türkiyat Mecmuası'nda (II) bir yazı yayımladılar (Anadolu'da Türklere ait yer isimleri). Bu yazı, genel kurmay haritalarından toplanmış birtakım yer adlarını kapsıyordu. Mehmet Şakir'in 1928'de çıkan bir yazısı ise Sinop ve çevresinde Oğuzlarla diğer Türk zümrelerine ait köy adlarına tahsis edilmişti (Halk Bilgisi Mecmuası, 1928). 1936'da İsparta Halk evi yayınları arasında F. Aksu'nün İsparta ili yer adları adlı küçük bir eseri çıkmıştı. Bu eserde bir yandan şehir, kent, köy, mahalle, semt, yayla, kışla ve çiftlik gibi yerleşme adları, bir yandan da dağ, tepe, hüyük, bel, belen, sırt, etek, yamaç, seki, boğaz, gedik, geçit, ırmak, dere, çay, pınar, arık, göl, gölet, düden ... gibi tabiî yer adları toplanmıştır. Aksu'nun bu eserinden sonra, Sırrı Üçer ile Mesud Koman, Konya ili köy ve yer adları üzerinde bir deneme (Konya, 1945) adlı küçük bir eser yayımladılar. Bu yayınlara ek olarak, İshak Refet Isıtman'm 1945'te çıkan bir yazısını da sayabiliriz. Köy adları üzerine bir irdeleme (Türk Dili Belleten, 1945) adı altında çıkan bu yazıda, Anadolu'da Türk ve özellikle Oğuz boylarına ait yer adları üzerinde durulmuştur. Abdülkadir İnan, 1945'te çıkan Anadolu'nun toponimisi ve Türk boylarının adları meselesi (Türk Dili Belleten, 1945) adlı yazısında, Anadolu toponymie'siyle ilgili yayınlan özet olarak tanıtmakla yetinmiştir. Fuad Köprülü, 1925''te çıkan yazısından sonra da muhtelif vesilelerle yer adlarından yararlanmıştır. Örnek olarak 'halk şairi, âşık' anlamına gelen ozan kelimesinden bahsederken, Anadolu'da tesadüf edilen Ozan, Ozanlar gibi yer adlarını vermiştir. Sonra, Uran kabilesine ait yazısında, Anadolu'da yer adlarında kullanılan viran, ören kelimesine temas etmiştir. Köprülü'nün bu yazısı üzerine ben de yer adlarında sık sık kullanılan bu ören kelimesi üzerinde durdum (Türk dili ve tarihi hakkında araştırmalar. I. Ankara, 1950). Yakında çıkacak olan başka bir yazımda Ozan (ve Hozan) adlarını ele almış bulunuyorum. Bu yazımda, yurdumuzun muhtelif yerlerinde tesadüf edilen Kozan adının da Ozan biçiminden çıktığını ispata çalışacağım.
Köprülü'den başlayarak tarihçilerimiz Anadolu'daki yer adlarını tarih bakımından değerlendirmeye çalışmışlardır. Gerçekten Anadolu'da Oğuz boylarıyla ilgili birçok yer adı vardır. Afşar (Avşar), Bayat, Bayındır, Beydili, Büğdüz, Çavundur, Çepni, Dodurga, Döğer, Eymir, İğdır, Kargın, Kınık, Kızık, Salur, Yazır, Yıva (veya Yuua), Yüreğil (Yüreğir veya Üreğil, Üreğir) gibi.
Yer adlarımızı köken bakımından iki büyük gruba ayırabiliriz: 1. Türk kökünden gelen adlar; 2. Yabancı dillerden alınmış olan adlar.
Yabancı dillerden alınmış adlara Anadolu'nun birçok yerlerinde, özellikle sınır bölgelerinde rastlamaktadır. Batı Anadolu'da kullanılan yabancı adlar daha çok Rumcadan gelir. Doğuda kullanılan adların ise doğu dillerinden geldiği açıktır.
Yer adlarının birçok ülkelerde politik sebeplerle değiştirildiğini biliyoruz. En yakın bir örnek olarak Kı*ıs'ı gösterelim. Rumlar yıllardan beri sistemli çalışmaları sonunda Kı*ıs'taki Türkçe yer adlarının çoğunu Rumcalaştırmışlardır. Onların iştirakiyle İngiliz devrinde çıkan bir turistik haritada yalnız bir Türkçe ad vardır: Gaziveran. Öbür Türkçe adlar silinmiş, yerlerine Rumca adlar konulmuştur. 1959 yılında Kı*ıs'ta birkaç ay süren dil araştırmaları yapmıştım. O fırsattan yararlanarak yer adlarını da toplamaya çalışmıştım. Bu maksatla eski haritaları gözden geçirdim. Eski haritalarda pek çok Türkçe yer adı olduğunu tespit ettim. Fakat bu adlar sonradan birer birer değiştirilmiş, yerlerine Rumcaları konulmuştur. Meselâ Yayla adı bugün tamamen unutulmuştur.
Oğuz boyları üzerinde dururken, yer adlarının tanıklığından yararlanmak kolaydır. Örnek olarak, eski kaynaklarda Arap harfleriyle tespit edilmiş olan boy adlarını bu adların yardımıyla kesin olarak okuyabiliriz. Oğuz boylarından birinin adı tarihçilerce Dudurga diye okunuyordu (Vladimir Gordlevskiy de bundan 25 yıl önce çıkan Selçuklu tarihinde bu adı Dudurga biçiminde yazmıştır). Oysa Anadolu'daki yer adlarına göre, bu adı Dodurga diye okumak lâzımdır.
Şu son yıllarda Avrupa'da yer adlarıyla ilgili çalışmalar bağımsız bir bilim kolu meydana getirecek kadar artmıştır. Bu yeni bilim koluna Avrupa dillerinde toponymie adı verilmektedir.
Dil bilgisinin bu yeni kolu, yer adlarım yapı, anlam ve köken bakımlarından açıklamaya çalışır. Bu çalışmalarda bütün yer adları, köy ve şehir gibi yerleşme yerlerinin (yani eski tabirle meskûn yerlerin) adları, tabiî yer adları (yani dağ, dere, tepe ... adları) göz önünde tutulur. Toponymıe'nin dağ, tepe, bel, sırt ... adları üzerinde duran kolu oronymie, dere, çay, ırmak, göl... adlarını ele alan kolu da hrydronymie adıyla anılır. Bu bakımdan Fransızca toponymie adıyla anılan bu bilim koluna Türkçede yer adları bilgisi adını verebiliriz.
Son elli yıl içinde yer adları üzerinde birçok kimseler çalışmış, bu alanda birçok araştırmalar yayımlanmıştır. Bu alandaki çalışmaların olumlu sonuçlar vermesi toponymie araştırmalarında /injuıstique, yani dil bilimi metotlarının kullanmasıyla bir kat daha artmıştır. Bu metotlarla yapılan araştırmalar sonunda foponyme'lerin, yani yer adlarının kelimelerden farksız olduğu anlaşılmış, yer adlarının da kelimeler gibi fonetik kurallara uyduğu meydana çıkmıştır. Bundan başka, bütün yer adlarının bir anlam taşıdığı da tespit edilmiştir. Buna göre, bu adların verilmesinde de birtakım kuralların hâkim olduğu açıktır.
Fransa'ya paralel olarak, toponymie çalışmalarının Belçika'da da geliştiğini biliyoruz. Belçika'da yetişen toporıymıste'ler Fransa'daki yer adları üzerinde de çalışmalardır. Örnek olarak A. Vincent'ın 1937'de çıkan Toponymie de la France adlı eserini gösterebiliriz. Belçikalı toponoy miste'ler arasında Vincent'dan başka, Carnoy, Vannerus, Van de VVijer'i de anabiliriz. 1926'da Belçika'da bir Toponymie ve Diyalektoloji Komisyonu kurulmuştur. "Revue de Dialectologie et de Toponymie" dergisi bu komisyon tarafından çıkarılmaktadır.
İspanya ve Portekiz'de de toponymie çalışmalarına büyük bir önem verilmiştir. İspanya'da Griera ve Montoliu, Portekiz'de ise Leite de Vasconellos toponmiste olarak ün yapmıştır.
Almanya'da da yer adları üzerinde ciddî araştırmalar yapılmıştır. P. Skok ve Kaspers gibi bilginlerin çalışmalarından sonra, H. Gröhler (Über Ursprung uıd Bedeutung der französischen Ortsnamen, Heidelberg, I. 1913, II, 1933), Gamillscheg ve Schnetz'in bu alanda ciddî yayınlar yaptığını biliyoruz. Fransız dilinin etymologique sözlüğünü yazmış olan Gamillscheg, Kuzey Fransa'daki Frank yerleşmeleri üzerinde durmuştur. Schnetz ise "Zeitschrift für Ortsnamen, forschungen" adlı dergiyi çıkarmıştır. 1925'te Münih'te çıkmaya başlamış olan bu dergi, 1938'de "Zeitschrift für Namen Forschungen" adını almış, böylelikle programını bütün özel adları kapsayacak ölçüde genişletmiştir.
Fin bilginleri gibi, Macar slaviste ve Türkologları da yer adlarına sık sık dokunmuşlardır. Bu yoldaki çalışmalarıyla büyük bir ün kazanmış olan Macar bilginleri olarak J. Melich, J. Nemeth, I. Kniezsa ve L. Râsonyi'yi anmakla yetineceğim. Seçkin Macar dil bilgini Z. Gombocz ile birlikte Macar dilinin büyük etymologigue sözlüğünü yayımlamış olan Melich, dil çalışmalarında yer adlarına büyük bir değer vermiştir. Lumtzer ile birlikte yazmış olduğu büyük bir eserde, Macarcadaki Almanca kelimeleri gözden geçirirken Alman kökünden gelen yer adlarını da ele almıştır. Sonra, Gombocz'la birlikte yazmış olduğu etymologique sözlüğe Macaristan topraklarında rastlanan yer adlarını da almıştır. O bakımdan bu sözlük, dünya ölçüsünde büyük bir yenilik getirmiştir. Yazarlar, yalnız yer adlarıyla da yetinmemişler, sözlüklerine kişi adlarını da almışlardır. Böylelikle, bu eserin değeri bir kat daha artmıştır. Prof. Melich, bu sözlük yanında, Macaristan'daki yer adları üzerine başka eserler de vermiştir. Onun bu yoldaki çalışmaları arasında Honfoglalâskori Magyarorszâg adlı eseri, özel bir yer tutar. Melich, bu güzel eserinde, Macarların bugünkü yurtlarına yerleştikleri sırada hangi uluslarla ilişki kurduklarını, bu topraklarda hangi uluslarla karşılaştıklarını yer adlarına dayanarak tespite çalışmıştır.
Türk toponymie'sine gelince: Bizde bu alandaki çalışmaların henüz başlangıç evresinde bulunduğunu söyleyebiliriz. Prof. Fuad Köprülü, Türkiyat Mecmuası'nda (I, 1925} çıkan bir yazısında (Oğuz etnolojisine dair tarihî notlar) "Oğuzların muhaceret yollarıyla iskân sahalarındaki bilumum coğrafî isimler ve bilhassa köy isimleri" üzerinde durmuştu. Köprülü'nün bu yazısı üzerine 1928'de H. Nihal ile A. Naci, Türkiyat Mecmuası'nda (II) bir yazı yayımladılar (Anadolu'da Türklere ait yer isimleri). Bu yazı, genel kurmay haritalarından toplanmış birtakım yer adlarını kapsıyordu. Mehmet Şakir'in 1928'de çıkan bir yazısı ise Sinop ve çevresinde Oğuzlarla diğer Türk zümrelerine ait köy adlarına tahsis edilmişti (Halk Bilgisi Mecmuası, 1928). 1936'da İsparta Halk evi yayınları arasında F. Aksu'nün İsparta ili yer adları adlı küçük bir eseri çıkmıştı. Bu eserde bir yandan şehir, kent, köy, mahalle, semt, yayla, kışla ve çiftlik gibi yerleşme adları, bir yandan da dağ, tepe, hüyük, bel, belen, sırt, etek, yamaç, seki, boğaz, gedik, geçit, ırmak, dere, çay, pınar, arık, göl, gölet, düden ... gibi tabiî yer adları toplanmıştır. Aksu'nun bu eserinden sonra, Sırrı Üçer ile Mesud Koman, Konya ili köy ve yer adları üzerinde bir deneme (Konya, 1945) adlı küçük bir eser yayımladılar. Bu yayınlara ek olarak, İshak Refet Isıtman'm 1945'te çıkan bir yazısını da sayabiliriz. Köy adları üzerine bir irdeleme (Türk Dili Belleten, 1945) adı altında çıkan bu yazıda, Anadolu'da Türk ve özellikle Oğuz boylarına ait yer adları üzerinde durulmuştur. Abdülkadir İnan, 1945'te çıkan Anadolu'nun toponimisi ve Türk boylarının adları meselesi (Türk Dili Belleten, 1945) adlı yazısında, Anadolu toponymie'siyle ilgili yayınlan özet olarak tanıtmakla yetinmiştir. Fuad Köprülü, 1925''te çıkan yazısından sonra da muhtelif vesilelerle yer adlarından yararlanmıştır. Örnek olarak 'halk şairi, âşık' anlamına gelen ozan kelimesinden bahsederken, Anadolu'da tesadüf edilen Ozan, Ozanlar gibi yer adlarını vermiştir. Sonra, Uran kabilesine ait yazısında, Anadolu'da yer adlarında kullanılan viran, ören kelimesine temas etmiştir. Köprülü'nün bu yazısı üzerine ben de yer adlarında sık sık kullanılan bu ören kelimesi üzerinde durdum (Türk dili ve tarihi hakkında araştırmalar. I. Ankara, 1950). Yakında çıkacak olan başka bir yazımda Ozan (ve Hozan) adlarını ele almış bulunuyorum. Bu yazımda, yurdumuzun muhtelif yerlerinde tesadüf edilen Kozan adının da Ozan biçiminden çıktığını ispata çalışacağım.
Köprülü'den başlayarak tarihçilerimiz Anadolu'daki yer adlarını tarih bakımından değerlendirmeye çalışmışlardır. Gerçekten Anadolu'da Oğuz boylarıyla ilgili birçok yer adı vardır. Afşar (Avşar), Bayat, Bayındır, Beydili, Büğdüz, Çavundur, Çepni, Dodurga, Döğer, Eymir, İğdır, Kargın, Kınık, Kızık, Salur, Yazır, Yıva (veya Yuua), Yüreğil (Yüreğir veya Üreğil, Üreğir) gibi.
Yer adlarımızı köken bakımından iki büyük gruba ayırabiliriz: 1. Türk kökünden gelen adlar; 2. Yabancı dillerden alınmış olan adlar.
Yabancı dillerden alınmış adlara Anadolu'nun birçok yerlerinde, özellikle sınır bölgelerinde rastlamaktadır. Batı Anadolu'da kullanılan yabancı adlar daha çok Rumcadan gelir. Doğuda kullanılan adların ise doğu dillerinden geldiği açıktır.
Yer adlarının birçok ülkelerde politik sebeplerle değiştirildiğini biliyoruz. En yakın bir örnek olarak Kı*ıs'ı gösterelim. Rumlar yıllardan beri sistemli çalışmaları sonunda Kı*ıs'taki Türkçe yer adlarının çoğunu Rumcalaştırmışlardır. Onların iştirakiyle İngiliz devrinde çıkan bir turistik haritada yalnız bir Türkçe ad vardır: Gaziveran. Öbür Türkçe adlar silinmiş, yerlerine Rumca adlar konulmuştur. 1959 yılında Kı*ıs'ta birkaç ay süren dil araştırmaları yapmıştım. O fırsattan yararlanarak yer adlarını da toplamaya çalışmıştım. Bu maksatla eski haritaları gözden geçirdim. Eski haritalarda pek çok Türkçe yer adı olduğunu tespit ettim. Fakat bu adlar sonradan birer birer değiştirilmiş, yerlerine Rumcaları konulmuştur. Meselâ Yayla adı bugün tamamen unutulmuştur.
Oğuz boyları üzerinde dururken, yer adlarının tanıklığından yararlanmak kolaydır. Örnek olarak, eski kaynaklarda Arap harfleriyle tespit edilmiş olan boy adlarını bu adların yardımıyla kesin olarak okuyabiliriz. Oğuz boylarından birinin adı tarihçilerce Dudurga diye okunuyordu (Vladimir Gordlevskiy de bundan 25 yıl önce çıkan Selçuklu tarihinde bu adı Dudurga biçiminde yazmıştır). Oysa Anadolu'daki yer adlarına göre, bu adı Dodurga diye okumak lâzımdır.