01-24-2008, 03:34 AM
DIŞ TİCARETTE ENGELLER
Genel Bilgiler :
Serbest dış ticaret; asırlardır konuşulan, tartışılan ve halen üzerinde ülkelerin anlaşmaya varamadığı bir konudur. Dış ticaret teorileri dersinde gördüğümüz üzere, dünyadaki ilk iktisadi sistem olan merkantilizme göre dış ticarette himayecilik (protectionism) çok doğaldır. Hatta gerektiğinde ithalatı kısıcı ve ihracatı artırıcı önlemler almak devletin görevidir. Sanayi devrimiyle beraber mutlak üstünlük ve mukayeseli üstünlük teorileri hakim oldu ve serbest ticaret fikir alanında egemen olurken uygulamada bu istikamete yöneldi.
1960'lı ve 1970'li yıllarda ithal ikameci kalkınma modelleri revaçta iken, 1980'li yıllardan itibaren dışa açık, ihracata dayalı ve yabancı sermayeyi özendiren kalkınma politikalarına ağırlık verilmiştir. Ülkelerin dış ticaret politikalarında 1980’li yıllar bir kırılma noktası oldu. Ekonomik büyüme ve uluslararası ticaret ilişkisine dair yapılan analizlerde, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının, beklentilerin aksine, gelişmekte olan ülkeler tarafından uygulanan korumacı, ithal ikameci ve dışa kapalı stratejiler nedeniyle kapanmadığı, hatta daha da belirginleştiği tespitlerine yer verilmektedir. İthal ikameci politikaların iflası ve açık ekonomilerde gözlemlenen kayda değer ilerlemeler, 1980’li yıllarda diğer bazı faktörlerle birlikte serbest ticarete yönelime yol açmıştır. Türkiye’de 24 Ocak 1980 kararları ile ekonomide en önemli bir dönüm noktası yaşanmış ve o güne kadar uygulanmış olan himayeci, ithal ikameci kapalı sistem terkedilerek mal piyasaları dış rekabete açılmıştır. Bu çerçevede, ülkemiz, serbest ticareti ve ihracata dayalı kalkınma stratejisini benimseyen öncü gelişmekte olan ülkeler arasında yer almış ve dış ticaret politikasındaki bu yaklaşım ilerleyen yıllarda uluslararası ticarette bir konsensüs halini almıştır. Bunda, kapalı ekonomik modellere dayalı sistemlerin zayıflayarak, soğuk savaşın 1990'lı yılların başında liberal ekonomik düzenin lehine sonuçlanması rol oynamıştır.
Uluslararası ticaret, ulusları ekonomik bakımdan birbirlerine bağlama özelliği ile küreselleşme tartışmalarının odak noktasında yer almaktadır. Uluslararası ticaret sayesinde dünyanın farklı kıtalarında üretilen ürün ve hizmetler, bir başka kıtada kıyasıya rekabet etmektedir. Bu rekabet, iş güvencesi, gelecek endişesi gibi kavramları günlük hayatın bir parçası haline getirmiştir.
1950'lerde uluslararası ticaret dünya gayri safi hasılasının %7'si iken, bu oran 1999'da %23'ü bulmuştur. 1948 ile 1997 yılları arasında dünya mamul mal ticareti 14 kat artmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin dünya ticaretinden aldıkları pay son 15 yılda %20'den %25'e yükselmiştir. Bu oran, mamul mal ticaretinde %10'dan %15'e ulaşmıştır. Bu eğilim sürdüğü takdirde, anılan oranın 2020 yılında %50'yi aşacağı öngörülmektedir.
Dünyada serbest ticareti engelleyen mekanizmaları öğrenmek sadece teorisyenler için değil, bu işin uygulamasını yapanlar için de önemlidir. Çünkü hangi mal ve hizmetleri hangi ülkeye hangi koşullarla ihraç edebileceğimizi bilmek, ihracat olanakları hakkında tam fikir sahibi olmak için şarttır.
Gümrük Tarifesi
En eski ve klasik korumacılık uygulamalarındandır.
Gümrük Tarifesi deyimini oluşturan iki kelimeye ayrı ayrı bakalım.
Gümrük, belli bir malın gümrük sınırını geçişinde ödenen vergi ve harçlardır. Tarife ise, uluslararası ticarete konu olan bütün mallara uygulanan vergileri belirleyen listelerdir.
Gümrük tarifeleri, yabancı menşeli eşyanın bir ülkeye ithalinde hangi matrah üzerinden ne oranda veya miktarda vergi ödeneceğini gösteren listelerdir. Tarife, uluslararası ticarete konu olan bütün mallara uygulanan vergileri belirleyen listelerdir.
Gümrük tarifeleri şu amaçlara yönelik kullanılır;
- Devlete gelir sağlamak,
- İthalatı sınırlamak, böylece ülkenin döviz sarfiyatını azaltmak,
- Ülke sanayini, özellikle henüz gelişmemiş sanayi kollarını haklı, haksız dış rekabetten korumak,
- İthal malının fiyatını yükselterek, ithal ikamesine yönelik sektörleri korumak,
- Yerli üreticileri dampinge karşı korumaktır.
İthal eşyasının cinsi gümrük tarifelerinde iki şekilde belirtilebilir.
- Eşyanın cinsi'ne göre sınıflandırma:
Bu usülde; eşya alfabetik bir sıra halinde sınıflandırılır, ancak isimleri birbirine çok yakın olan eşya, nitelikleri itibariyle birbirinden çok farklı olabilir (örneğin : pil yanında pik demir yer alabilir), böylece eşya listelerinde homojenlik sağlanamamış olur.
- Eşya'nın tabii menşei, maddi nitelikleri ve ticari şekli gibi bazı kriterlere göre sınıflandırma:
Türkiye’de "Gümrük Giriş Tarife Cetveli" bu sınıflandırmaya göre yapılır.
Gümrük tarifelerinin saptanmasında iki amaç söz konusudur.
Birincisi kamuya gelir sağlamak diğeri ise iç sanayii dış rekabetten korumaktır.
Devlete gelir sağlamak için uygulanan tarifelere "mali tarifeler",
iç sanayii korumak için uygulanan tarifelere ise "koruyucu tarifeler" adı verilir.
Ancak, bu iki hedef çoğu zaman bir arada yürütülmekte, devlet koruyucu gümrük tarifesini uygularken, aynı anda, gelir de sağlamakta veya gelir temini gayesiyle mali tarifeleri uygularken aynı anda, iç sanayii de dış rekabete karşı belirli ölçüde korumuş olur.
Gümrük tarifeleri ; İthal edilen mallar üzerinden alınan vergilerdir. İthal edilen malın değeri üzerinden alınan vergilere ad volerem vergiler , fiziksel değeri üzerinden alınan vergilere de spesifik vergiler denir.
a)Spesifik tarifeler
Belirli fiziki miktar üzerinden alınacak vergiyi miktar olarak göstermektedir. Spesifik vergiler, çeşitli şekillerde tespit edilen miktara dayanan vergilerdir. Miktar eşyanın mahiyetine göre ağırlık, uzunluk, hacim, vb. şeklinde ölçülmekle birlikte en yaygın miktar ölçüsü ağırlıktır. Spesifik vergiler, değere dayanan ad valorem vergilerin tam karşıtını teşkil ederler. Spesifik tarife uygulaması oldukça kolay olduğu halde adalet ilkelerine ters düşmekte, matrahtaki değişiklikleri takip edememekte, dolayısıyla verimlilik dereceleri yüksek olmamaktadır. Buna karşılık istikrarlı gelir sağlayan vergilerdir. Günümüzde az sayıda ülke, spesifik gümrük tarifesi uygulamaktadır.
b)Ad valorem tarifeler
Ad valorem tarifeler, ithal edilen eşyanın değeri üzerine uygulanacak bir oran olarak ifade edilir. Bu sistemde, bütün mal çeşitlerine ve aynı çeşidin değişik kategorilerine tek ve yeknesak bir vergi oranı uygulanmaz. Örneğin: fiyatları aynı olan bir otomobil ile bir traktörün gümrük vergileri farklı olabilir, veya ağırlığı bin kiloya kadar olan otomobil ile ağırlığı bin kiloyu aşan otomobilin vergi oranları farklı olabilir. Günümüzde hemen tüm ülkelerde ad valorem sistemi uygulamasına geçilmiş olup, bu sistemin tercih edilmesindeki başlıca nedenler şöyledir:
i) Vergi geliri, ithalat eşyasının değerini kolaylıkla izler. Eşya fiyatları zamanla artma eğilimi gösterdiği için bu sistem devletin mali çıkarına uyar.
ii) Malın kalitesi ile fiyatı arasında ilişki bulunduğundan bu sistem vergi adaleti bakımından da uygundur.
iii) Bu sistemde, yerli ürünlerin hangi ölçüde korunduğunu hesaplamak ve gümrük rejiminin koruyucu fonksiyonunu ölçmek imkânı kolaylaşmaktadır.
Spesifik tarife sistemleri, genellikle detaylı ve dağınık bir vergi rejimi halinde gelişmektedirler. Buna mukabil, ad valorem tarife sistemlerinde ise daha derli toplu bir rejim kurmak olanağı elde edilmektedir. Ancak, vergiye matrah olacak değerin tespiti kolay bir işlem değildir.
Gümrük tarifeleri, ülkeler arasında serbest mal akışına konan en önemli kısıtlamadır. Yerinde kullanıldığı takdirde, tarifeler, ülke için yararı olmayacak malların ülkeye girmesine engel olur ve yeni kurulan, gelişmesini henüz tamamlamamış genç sanayi dallarını dış rekabete karşı korur. Bu yola daha çok gelişme yolunda olan ülkeler hızlı bir şekilde sanayileşebilmek amacıyla başvururlar. Gümrük Tarifelerinin olumlu yönlerinden bir diğeri, ticarette şeffaflığı sağlamasıdır. Bu yöntemde koruma, tarifeler denilen, dışalım gümrük vergileri yoluyla yapılır.
Yeni kurulan sanayi dallarının veya ekonominin bir bölümünün tarife ile korunmasını ilk ortaya atan iktisatçı, F. List'tir. Uluslararası rekabette ülkelerin belli bir seviyeye gelinceye kadar sanayilerini korumaları gerektiğini belirtmiştir. Ülke, rekabet imkanını sağladıktan sonra, koruma kaldırılmalıdır. Buna, terbiye edici korumacılık denir
Eğer ekonomide tarifeler, tüm ithalatı kısıtlayacak kadar yükseltilirse, yurt dışından hiç ithalat yapılamaz ve yurt iç tüketimi yerli üretim tarafından karşılanır. Bu tip tarifelere yasaklayıcı tarife denir.
Ancak, gümrük tarifelerinin artık demode bir korumacılık yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca, bu devirde tarife uygulaması yapmak da geçmişe göre çok zordur. Çünkü, bugün dış ticaret büyük ölçüde uluslararası anlaşmalara bağlı olarak gerçekleşiyor. Mesela, Türkiye, AB ülkeleriyle olan dış ticaretini 1996 yılından bu yana AB-Türkiye Gümrük Anlaşması hükümlerine göre yürütüyor. Dolayısıyla gümrük tarifelerini bu uluslar arası anlaşmaya göre belirlemek ve bunu değiştirmemek zorundadır.
Gümrük Birliği, malların ülkeler arasında hiçbir gümrük vergisi ve eş etkili vergi uygulanmaksızın serbestçe alınıp satılması ve tarafların üçüncü ülkelerden gelen ithalat için aynı gümrük vergisini ve aynı ticaret politikasını uygulamaları demektir. Bu nedenle, Gümrük Birliği’ne taraf olan ülkeler üçüncü ülkelerden yaptıkları ithalatta, kendi ulusal gümrük tarifeleri yerine ortak gümrük tarifesini uygulamaktadırlar.
AB içinde gümrük birliği sanayi alanlarında 1968, tarım ürünleri alanında ise 1970 yılında gerçekleşmiştir. Bu sayede üye devletlerin gümrük alanları, tek bir gümrük alanı haline gelmiştir. AB üye devletleri arasında gümrük vergileri ve eş etkili vergilerin kaldırılarak serbest dolaşımı söz konusu olmuştur. Üçüncü ülkelere Ortak Gümrük Tarifesi uygulanmaktadır. AB’ye sonradan üye olan ülkelerin gümrük birliğine uyum sağlamaları için bu ülkelere bir geçiş dönemi tanınmaktadır. Ayrıca, Ortak Gümrük alanının korunması amacıyla, damping uygulamalarına karşı koruyucu önlemler ve menşei kuralları saptanmış, serbest bölgelerin işleyişi düzenlenmiş ve üçüncü ülkelerle ticaret müzakereleri AB kurumlarına bırakılmıştır.
Dış ticaret üzerinden alınan vergiler az gelişmiş ülkelerde devlet bütçesinin önemli bir gelir kaynağını oluşturur. Buna karşılık gelişmiş ülkelerde, az gelişmiş ülkelere oranla bu vergiler ülke ekonomisinde daha az önemlidir. Ülkemizde dış ticaretten alınan vergiler devletin önemli gelir kaynaklarındandır ve bunların içinde en büyük payı ithalat vergileri oluşturur. Ülkemiz açısından GATT, Dünya Ticaret Örgütü ve AB gibi bazı uluslar arası anlaşmalar ve sınırlamaların ekonomimiz üzerindeki etkileri tartışılmaktadır.
GATT ve onun yerine kurulan Dünya Ticaret Örgütü, tarife dışı engellerin bazı istisnalar dışında tümüyle yasaklanmasını; tarifelerin de giderek azaltılmasını öngörmektedir.
Karma Tarifeler
Hem değer hem de fiziki miktar üzerinden alınan gümrük vergilerine karma tarife denir.
Tarife Dışı Kısıtlamalar:
Dış ticaretin hızla büyüdüğü ve karmaşıklaştığı 20.yy’ın yarısında tarife dışı kısıtlamalar önemli yer tutuyor. Günümüzde tarife dışı kısıtlamaların gümrük vergilerinin yerini almaları ve korumacılık açısından tercih edilmeleri, iki sebebe dayanır.
Birincisi, 2. Dünya Savaşından sonra koruma aracı olan gümrük vergileri eski önemlerini kaybetmiştir. Çok taraflı ticaret görüşmelerinde ortalama gümrük vergileri yüzde kırklardan yüzde yedilere kadar düşmüştür. İkinci olarak gümrük tarifelerine ilişkin kararlar, yurt içinde uluslar arası seviyede çok zor alınabilmektedir. Çoğu ülkede tarife arttırımı için parlamentoların onayı gereklidir. Ayrıca GATT’a yapılan konsolidasyonlar sebebi ile, gümrük vergisinde yapılacak her bir artış için diğer üye ülkelerle görüşmeler sonucunda tavizler verilmesi gereklidir. Çünkü gümrük vergilerini gizli bir şekilde arttırmak mümkün değildir.
Tarife dışı engeller daha kolay uygulanabilirler.
3- Kotalar
Tarife Dışı Engellerin en önemlisidir. İthalatın miktar olarak sınırlandırılmasıdır. Bir ülkenin genellikle ithal mallarına koyduğu miktar sınırlaması, ithaline izin verilecek mal hacminin hükümetler tarafından fiziki miktar veya değer olarak sınıflandırılmasıdır. Kota, gümrük tarifesinden farklı olarak, ithalat miktar veya değeri üzerinde mutlak bir sınırlama getirir. Bir ülkenin kota uygulamasının sebebi, ülkenin dış ticaretinde meydana gelen açığı gidermek ve ithalata ayırt edici bir kontrol sistemi getirmektir. Kotalar daha çok ithalat üzerinden uygulanır. O kadar ki, kota deyince akla ithalat kotası denir. 1980 öncesinde ülkemizde ithalatta gümrük tarifeleri ile birlikte ithalat kotaları da yaygın olarak uygulanırdı.
Kotalar, Hükümetlerin ülkeye giren ve ülkeden çıkan mal hacmi üzerine fiziki veya değer olarak koyduğu sınırlamalara denir. Kotalar gümrük vergilerinden sonra en etkili yasal sınırlamalardır. Kotalar ithalat kotaları ve ihracat kotaları olmak üzere ikiye ayrılabilir.
İthalat kotaları, ithalat hacmini dolaysız olarak sınırlamaya yönelik uygulamalardır. Gümrük tarifelerinin ithalatı kısıtlayıcı etkisi fiyat mekanizması yoluyla ortaya çıkar. Miktar kısıtlamaları durumunda ülkeye girecek veya ülkeden çıkacak mal hacminin hükümet yetkilileri tarafından doğrudan belirlenmesi söz konusudur. O yüzden bu araçlar fiyat mekanizması ile bağdaşmazlar. Miktar kısıtlamaları arasında; ithalat kotaları, ithalat yasakları ve döviz kontrolü gibi önlemler yer alır.
Kota; ihracatta miktar ve/veya değer kısıtlaması uygulaması halinde, genellikle bir takvim yılı içerisinde veya muayyen bir dönem itibariyle yapılmasına izin verilen ihracatın miktar ve/veya değerini ifade eder. Kota, ithalat miktar veya değeri üzerinde mutlak bir sınırlama getirir. Kotalar belirli sürelere göre düzenlenirler.
Örneğin; bir yıl veya altı ay içinde ithal edilecek yabancı otomobillerin sayısını bin adet veya değerini bir milyon $ belirlemek gibi. İthalatı kotaya bağlı mallar gümrüklü ve gümrüksüz olarak ithal edilebilirler.
Kota uygulanan mala ya sıfır gümrük tarifesi veya normal tarife uygulanır. Kotalar dolduktan sonra yüksek gümrük tarifeleri devreye girer. Kotaların konuluş nedeni, ithalata ayırt edici bir kontrol sistemi getirmektir. Kotalardan beklenen sonuçlar, yerli sanayii dış rekabetten korumak, dış ticaret açığının büyümesini önlemek ve ödemeler bilançosunu düzeltmek.
Kotaların ekonomik etkileri özetlersek; kotalar ithal malının talebini düşürürken, ithalatı kısıtlamakta, yurtiçi fiyatını yükseltmekte, üretimi arttırmakta ve reel gelirin yeniden dağılımına yolaçar.
Kotalar yerli üreticileri koruma altına alır. Rakip ürünler engellendiğinden yerli üreticiler pazar paylarını ve fiyat seviyelerini korurlar. İthal kotalarının konmasının diğer bir nedeni de uluslararası işletmelerin birbirleriyle rekabet etmelerini sağlamak böylece tüketicileri düşük fiyatlardan yararlandırmaktır.
İhracat Kotalarında hükümetler kendi iç pazarlama veya dünya konjonktürüne göre belirli ürünlerin ihracatına kota koyabilir. Bu yasaklamalar siyasi, askeri veya ekonomik faktörlere göre gerçekleştirilir. Ayrıca yurtiçinde kıt olarak üretilen her türlü hammadde, yarı mamül ve mamul madde ile gıda maddeleri ihracatını ülke içindeki ekonomik istikrarı bozmamak için kısıtlayabilir. Hammadde üretiminde etkin olan bir ülke bu maddenin ihracatını yasaklayarak bu maddeden üretilen diğer ürünler üzerinde de etki kurmak veya ihracatı kısarak daha fazla kar elde etmek için girişimlerde bulunabilir.
Kotalar uygulamada çeşitli şekillerde uygulanır. Mesela Türkiye 2006 yılında 1000 adet otomobil ithal karar vermiş ise, bu ‘ithal kota’ sıdır. Aynı şekilde Türkiye 2006 yılında ülke ihtiyaçlarını düşünerek 100000 ton krom cevheri ihraç etmeyi planlıyor ise, bu ‘ihraç kotasıdır’. Bu tip kotalara ‘global kotalar’ denir. Global kotada malın hangi ülkelerden hangi ithalatçılar tarafından ithal edilebileceği konusunda bir sınırlandırma yoktur. İsteyen ithalatçı, istediği ülkeden kota dolana kadar sözkonusu maldan ithal edebilir. Tahsisli ithalat kotasında ise, sözkonusu malı ithal etmek isteyen ithalatçılar kotadan pay alabilmek için ilgili makama başvurur. Belli kriterler dahilinde kota ithalatçılar arasında dağıtılır. Bunlar da kendilerine tahsis edilen kota payına göre ithalat yaparlar. Tahsisli kotalarda toplam hacim sınırı yanında ülke ayırımı da yapılır.
4- İthalat Yasakları
Ülkeye girmesi milli menfaatlere aykırı görülen malların ithali yasaklanır. Örneğin; uyuşturucu, nükleer yakıt vs gibi. İthali yasak mallar listesi her yıl ithalat rejiminde liste halinde yayınlanır. Yasak malların yurda girmesine mani olmak, gümrük idaresinin çok önemli bir görevidir.
5- Standart, Teknik Düzenleme, Uygunluk Değerlendirmesi
Gelişmiş ülkeler tarafından gelişmekte olan ülkelere yönelik uygulamalardır. Günümüzde, ülkeler insan, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı, çevrenin korunması, tüketiciyi yanıltıcı uygulamaların önlenmesi gibi meşru amaçlar taşıyan teknik düzenlemelere giderek artan ölçüde önem veriyorlar. Ne var ki, söz konusu önlemlerin aslında çeşitli devletler tarafından yerli üretici ve sanayicilerin korunması sonucunu doğuracak şekilde uygulandığı da sıkça görülmektedir. Yani, bu uygulamalar bazen himayeciliğin meşrulaştırılmasına hizmet etmektedir.
Nitekim, Dünya Ticaret Örgütü ve daha öncesindeki GATT görüşmelerinde, sadece gümrük vergileri ve miktar kısıtlamalarının ortadan kaldırılmasıyla serbest ticaret idealine ulaşılamayacağı gerçeği de kabul edilmiştir.
Böylelikle, pazara girişte ilave maliyet yaratılmak suretiyle ihraç edilmek istenen ürünün yerli ürünler karşısındaki karşılaştırmalı üstünlüğü ortadan kalkmaktadır. Bir firmanın farklı pazarlardaki değişik teknik gereksinimleri karşılamak amacıyla üretim sürecinde bir dizi değişikliğe gitmesi, o firmanın ölçek ekonomisi kazancının kaybolmasına da yol açmaktadır. Ayrıca, ithalatçı ülkeler tarafından uygulamaya konulan düzenlemelerin teknik etkisinin değerlendirilmesi, ürün bilgisinin tercüme edilmesi ve dağıtılması, uzmanların eğitimi gibi hususlar firma açısından bir bilgi maliyeti yaratmaktadır. Diğer taraftan, yeni teknik düzenlemeler yabancı firmaları yerli firmalar karşısında uyum maliyetleri açısından dezavantajlı bir duruma sokarak öngörülemeyen teknik ve idari giderlere neden olmaktadır.
Ticarette teknik engeller, uluslararası ticaret üzerindeki etkileri nedeniyle Uruguay Çok taraflı Ticaret Müzakerelerinin de ana gündem maddeleri arasında yer almıştır. Gerçekleşen müzakereler sonucunda Dünya Ticaret Örgütünü kuran Marakesh Anlaşmasının eki olan Ticarette Teknik Engeller Anlaşması kabul edilmiştir.
Bu çerçevede, standartlar, teknik düzenlemeler ve uygunluk değerlendirme prosedürleri benimsenirken; ticareti kısıtlayıcı etkisi en az olanların tercih edilmesi, getirilen önlem ile hedefin orantılı olması, ayrıca uygun olması durumunda ilgili uluslararası standartların, rehberlerin ve dokümanların teknik düzenlemelere esas alınması, son olarak standart ve teknik düzenlemelerin bir ürünün şekli özellikleri yerine performans kriterini karşılamak üzere yazılması ticarette gereksiz engel yaratılmaması açısından ilgili kuruluşlarca dikkat edilmesi gerekli unsurlardır.
Standartlar:
Ürünlerin birbirine uyumluluğunu, ekonomik olarak üretilmelerini ve ürün kalitesini garanti etmeyi amaçlayan, bu kapsamda firmalar ve sanayiler tarafından talep edilen ve geliştirilen pazar odaklı araçlardır.
Dünya Ticaret Örgütünün yaptığı tanıma göre, standart: “Tanınmış bir kuruluş tarafından yaygın olarak ve tekrar kullanılmak üzere kabul edilen, ürün ya da ilgili işlem ve üretim yöntemleri için kurallar, rehberler ya da özellikler belirleyen ve uyulması zorunlu olmayan belge” dir.Standartlar ihtiyaridir.
Ülkemiz uygulaması incelendiğinde, her türlü ürün ve hizmet standardının hazırlanması Türk Standardları Enstitüsü (TSE)’nün görevidir.
Teknik Düzenlemeler
Devletler tarafından piyasadaki çarpıklıkların üstesinden gelmek, ülkeyi ve vatandaşları düşük kaliteli ve zararlı ürünlerden korumak için uygulamaya konulan ve uyulması zorunlu olan belgelerdir.
DTÖ Ticarette Teknik Engeller Anlaşmasında tanıma göre teknik düzenleme ise; “İdari hükümler de dahil olmak üzere ürün özelliklerini ya da söz konusu ürünlerin işlem ve üretim yöntemlerini belirten ve uyulması zorunlu olan belge” olarak tanımlanmaktadır.
Standart ve teknik düzenlemeler bir ürün, işlem ya da üretim yöntemi ile ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme ya da etiketleme gereklerini içerebileceği gibi, yalnızca bunlarla ilgili de olabilmektedir. Bir belgenin teknik düzenleme olarak nitelendirilebilmesi için gerekli üç temel kriter bulunmaktadır; tanımlanabilir bir ürün veya ürün grubuna yönelik olması, ürünün bir veya daha fazla özelliğini ortaya koyması, ürün özelliklerine uyum zorunluluğu getirmesidir.
Teknik düzenlemeler uyulması zorunlu belgelerdir. Teknik düzenlemelere uygun olmayan ürünlerin gerek iç piyasada üretimi, gerekse ithal edilerek piyasaya arzı mümkün değildir. Buna karşılık, ilgili ulusal veya uluslararası standardına uygun olmayan bir ürün piyasaya sunulabilir. Ancak, üreticilerin ve tüketicilerin ara mal ve nihai tercihlerini ulusal veya uluslararası standartlara uygunluğu belgelenmiş ürünlerden yana kullanmaları, standarda uygun olmayan ürünlerin pazara giriş imkanını fiilen önemli ölçüde kısıtlamaktadır.
c) Uygunluk Değerlendirmesi
Ürünün ilgili standardına veya teknik düzenlemesine uygunluğu ise “uygunluk değerlendirmesi prosedürleri” ile saptanır. Uygunluk değerlendirme prosedürleri; “teknik düzenlemelerin ya da standartların gereklerine uyulup uyulmadığını belirlemek üzere, doğrudan ya da dolaylı olarak kullanılan her türlü prosedür” olarak tanımlanır. Uygunluk değerlendirme prosedürleri diğerlerinin yanı sıra, örnekleme, test etme ve denetleme; değerlendirme, uygunluğun tasdiki ve güvencesi; tescil, akreditasyon ve kabul prosedürleri ile bunların kombinasyonundan oluşur.
6- Gönüllü İhracat Kısıtlamaları
Düzenli Piyasa Anlaşmalarının bir türü olan Gönüllü İhracat Kısıtlamaları iki taraflı anlaşmaya dayanan tarife dışı ve geleneksel olmayan bir korumacı araçtır. Ticaret üzerindeki kısıtlayıcı tedbirlerin ihracatçı ülke tarafından tek taraflı olarak konulması, uygulanması ve kaldırılması diğer korumacı tedbirlere göre en önemli farkını oluşturur. İthalatçı ülkenin ithalatını kısıtlamak için daha katı korumacı tedbirlere başvuracağı endişesiyle, ithalatı yapan ülke yerine ihracatçı ülke tarafından, müzakereler sonucunda varılan uzlaşma gereği gönüllü olarak uygulanır. Serbest ticaretten yararlanan ve serbest ticareti savunan bir ülke ithalat kotası uygulamak yerine bu uygulamaya başvurabilir
İhracat ve ithalat kotaları ile yakından ilişkili olan GİK, ithalatı yapan ülkenin kendisine ihracat yapan ülkelerin ihracatlarını gönüllü olarak kısıtlamalarını sağlamak amacıyla ithalat üzerine vergi koyma veya mevcut vergi oranını artırma ya da kota koyma tehdidi sonucunda ihracatçı ülkenin kısıtlamayı kabulü sonucunda varılan bir konsensustur.
Gönüllü İhracat Kısıntıları, geleneksel enstrümanlar gibi tek taraflı değil iki taraflıdır; tarifeler ve kotalar ithalatçı ülke tarafından uygulanırlarken GİK uygulamaları ihracatçı ülke tarafından gerçekleştirilir Genel olarak ihracat kısıtlamaları ve özelde GİK uygulamaları bir kaç yönden geleneksel korumacı politikaların temel özelliklerine sahiptirler.
Bu tip uygulamalar, ulusal refahın ithalat kısıtlanırken ihracatın teşvik edilmesiyle artırılabileceği ve ulusun gücünün ödemeler bilançosu fazla verdiği ölçüde artacağı şeklindeki Merkantilist görüşlerin ve geleneksel ayrımcı ticaret politikalarının devamıdır.
Gönüllü İhracat Kısıtlamasının rağbet görmesinin bir nedeni GATT’ın başta tarifeler ve kotalar olmak üzere, geleneksel korumacı tedbirlere karşı bir çok kısıtlama getirmesidir.
Tarifeler bağlayıcı anlaşmalarla kısıtlanır ve indirime tabi tutulurken kotalar açık bir şekilde yasaklanmıştır. Bu nedenle GİK gibi diğer meşru korumacı araçların kullanımına yönelik bir ikame kaçınılmaz olmaktadır. Öte yandan, ithalatçı ülkeler bazı stratejik nedenlerle tarife ve benzeri geleneksel korumacı araçlara karşılık ihracatı kısıtlayan anlaşmalara başvurmayı tercih etmektedirler (OECD, 1993:21). Bu tip tedbirler, geleneksel tedbirlere kıyasla belirgin tedbirler değildir, uygulanmalarıyla ilgili sorumluluğu ithalatçı ülkeden ihracatçı ülkeye aktarır ve misilleme riski taşımaz.
İhracat lisansları “mezat” yöntemi ile dağıtılabileceği gibi firmaların geçmiş performansları dikkate alınarak da tahsisat yapılabilmektedir. Yurtiçi fiyattan daha aşağıda maliyetle fiyat öneren firmalar ya piyasadan çekilmek zorunda kalacaklar veya iç piyasaya yöneleceklerdir. GİK uygulamaları ithalatın değer olarak değil miktar olarak kısıtlanmasını hedeflediği için ihracatçı ülkeleri miktar olarak daha az ancak daha kaliteli ve daha sofistike ürünlere yönelerek elde edilecek ihracat gelirlerini muhafaza etmeye yöneltmektedir..
Geçmişte Japonya’nın aşırı araba ihracatından rahatsız olan ABD, bu ülkeden otomobil ihracatını gönüllü olarak kısıtlamasını kabul etti. Neticede iki ülke arasında bu konu hakkında bir anlaşma yapıldı.
Damping ve Anti-Damping Vergisi
Bir malın dış pazarda marjinal maliyetinin yani firmanın üretim miktarındaki bir birimlik artış için katlanılması gerekli ilave maliyetinin altındaki bir fiyatla satılmasıdır. Bu yolla ithalatçı ülkedeki rakip işletmeler Pazar dışına itilebilir ve pazarda tekelci bir konum sağlamak amaçlanabilir.
Başka bir tanımla damping, bir ülkenin herhangi bir malı kendi pazar değerinin(reel maliyetinin) altında bir fiyatla ihraç ederek, ithalatçı ülkedeki üreticiler alehine o ülkedeki pazar payını artırması veya iç pazardaki fiyat seviyesini düşürmemek amacıyla ülke içinde satılmayan malları dış pazarlara ucuz fiyatlarla satmasıdır. Dampingde asıl konu ticari ürünlerin fiyatı olduğu için bu durum merkezi planlı ekonomiler açısından sorun yaratmıştır.
GATT kurallarına göre, bir ülke diğer üye ülkelere karşı damping yaparsa, bundan zarar gören ülkenin “Anti Damping Vergisi” koyma hakkı ortaya çıkmaktadır. Bu vergi, ithalat dolayısıyla zarara uğrayan yerli sanayiciyi korumaya yönelik tarife dışı bir vergidir. Bu vergi sadece dampingli ithal mallarına karşı koruyucu tedbir olarak soruşturma sonucunda uygulanabilmektedir.
Anti damping vergisini serbest ticareti kısıylayan bir unsur olarak görmek mümkün değildir. Çünkü bu vergi başka bir ülkenin haksız rekabetini engellemeye yönelik yasal bir uygulamadır. Yani engellenen serbest ticaret değil, illegal dış ticarettir.
8- Key Words : Anahtar Kelime ve Deyimler
Tarife = tariff
Gümrük = Custom
Gümrük tarifesi = tariff duty = Customs duty
İngiliz Uluslar Topluluğu Tercih Sistemi = Imperial Preference System
ya da British Commonwealth System
Gümrük tarife indirimlerinde hassas (duyarlı) kalemler = Sensititive Items
Ağırlığına göre Gümrük Tarifesi = duty charged by the weight
Avrupa Topluluğu üyeleri dışındaki Gümrük Tarifesi = common customs tarif
Ayırımcı Gümrük Tarifesi = discriminative duties
Bazı mallara uygulanan düşük Gümrük tarifesi = preferential duty
Bazı ülke mallarına uygulanan düşük Gümrük tarifesi =preferential duty
Çoklu Gümrük tarifesi = discriminating tariff
Çoklu Gümrük tarifesi = multiple tariff
Giderek azalan Gümrük tarifesi = tepering tariff
Gümrük tarife kanunu = customs tarif code
Gümrük tarifesi = statement of duties
Import Quotes = İthalat Kotaları
Gönüllü İhracat Kısıtlamaları = Voluntary Export Restraints
İthalat Yasakları = Import Restraints
Yeni Sanayiler = Infant Industry
Dünya Ticaret Örgütü = World Trade Organization = WTO
Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması = GATT = General Agreement on Trade and Tariffs
Genel Bilgiler :
Serbest dış ticaret; asırlardır konuşulan, tartışılan ve halen üzerinde ülkelerin anlaşmaya varamadığı bir konudur. Dış ticaret teorileri dersinde gördüğümüz üzere, dünyadaki ilk iktisadi sistem olan merkantilizme göre dış ticarette himayecilik (protectionism) çok doğaldır. Hatta gerektiğinde ithalatı kısıcı ve ihracatı artırıcı önlemler almak devletin görevidir. Sanayi devrimiyle beraber mutlak üstünlük ve mukayeseli üstünlük teorileri hakim oldu ve serbest ticaret fikir alanında egemen olurken uygulamada bu istikamete yöneldi.
1960'lı ve 1970'li yıllarda ithal ikameci kalkınma modelleri revaçta iken, 1980'li yıllardan itibaren dışa açık, ihracata dayalı ve yabancı sermayeyi özendiren kalkınma politikalarına ağırlık verilmiştir. Ülkelerin dış ticaret politikalarında 1980’li yıllar bir kırılma noktası oldu. Ekonomik büyüme ve uluslararası ticaret ilişkisine dair yapılan analizlerde, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının, beklentilerin aksine, gelişmekte olan ülkeler tarafından uygulanan korumacı, ithal ikameci ve dışa kapalı stratejiler nedeniyle kapanmadığı, hatta daha da belirginleştiği tespitlerine yer verilmektedir. İthal ikameci politikaların iflası ve açık ekonomilerde gözlemlenen kayda değer ilerlemeler, 1980’li yıllarda diğer bazı faktörlerle birlikte serbest ticarete yönelime yol açmıştır. Türkiye’de 24 Ocak 1980 kararları ile ekonomide en önemli bir dönüm noktası yaşanmış ve o güne kadar uygulanmış olan himayeci, ithal ikameci kapalı sistem terkedilerek mal piyasaları dış rekabete açılmıştır. Bu çerçevede, ülkemiz, serbest ticareti ve ihracata dayalı kalkınma stratejisini benimseyen öncü gelişmekte olan ülkeler arasında yer almış ve dış ticaret politikasındaki bu yaklaşım ilerleyen yıllarda uluslararası ticarette bir konsensüs halini almıştır. Bunda, kapalı ekonomik modellere dayalı sistemlerin zayıflayarak, soğuk savaşın 1990'lı yılların başında liberal ekonomik düzenin lehine sonuçlanması rol oynamıştır.
Uluslararası ticaret, ulusları ekonomik bakımdan birbirlerine bağlama özelliği ile küreselleşme tartışmalarının odak noktasında yer almaktadır. Uluslararası ticaret sayesinde dünyanın farklı kıtalarında üretilen ürün ve hizmetler, bir başka kıtada kıyasıya rekabet etmektedir. Bu rekabet, iş güvencesi, gelecek endişesi gibi kavramları günlük hayatın bir parçası haline getirmiştir.
1950'lerde uluslararası ticaret dünya gayri safi hasılasının %7'si iken, bu oran 1999'da %23'ü bulmuştur. 1948 ile 1997 yılları arasında dünya mamul mal ticareti 14 kat artmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin dünya ticaretinden aldıkları pay son 15 yılda %20'den %25'e yükselmiştir. Bu oran, mamul mal ticaretinde %10'dan %15'e ulaşmıştır. Bu eğilim sürdüğü takdirde, anılan oranın 2020 yılında %50'yi aşacağı öngörülmektedir.
Dünyada serbest ticareti engelleyen mekanizmaları öğrenmek sadece teorisyenler için değil, bu işin uygulamasını yapanlar için de önemlidir. Çünkü hangi mal ve hizmetleri hangi ülkeye hangi koşullarla ihraç edebileceğimizi bilmek, ihracat olanakları hakkında tam fikir sahibi olmak için şarttır.
Gümrük Tarifesi
En eski ve klasik korumacılık uygulamalarındandır.
Gümrük Tarifesi deyimini oluşturan iki kelimeye ayrı ayrı bakalım.
Gümrük, belli bir malın gümrük sınırını geçişinde ödenen vergi ve harçlardır. Tarife ise, uluslararası ticarete konu olan bütün mallara uygulanan vergileri belirleyen listelerdir.
Gümrük tarifeleri, yabancı menşeli eşyanın bir ülkeye ithalinde hangi matrah üzerinden ne oranda veya miktarda vergi ödeneceğini gösteren listelerdir. Tarife, uluslararası ticarete konu olan bütün mallara uygulanan vergileri belirleyen listelerdir.
Gümrük tarifeleri şu amaçlara yönelik kullanılır;
- Devlete gelir sağlamak,
- İthalatı sınırlamak, böylece ülkenin döviz sarfiyatını azaltmak,
- Ülke sanayini, özellikle henüz gelişmemiş sanayi kollarını haklı, haksız dış rekabetten korumak,
- İthal malının fiyatını yükselterek, ithal ikamesine yönelik sektörleri korumak,
- Yerli üreticileri dampinge karşı korumaktır.
İthal eşyasının cinsi gümrük tarifelerinde iki şekilde belirtilebilir.
- Eşyanın cinsi'ne göre sınıflandırma:
Bu usülde; eşya alfabetik bir sıra halinde sınıflandırılır, ancak isimleri birbirine çok yakın olan eşya, nitelikleri itibariyle birbirinden çok farklı olabilir (örneğin : pil yanında pik demir yer alabilir), böylece eşya listelerinde homojenlik sağlanamamış olur.
- Eşya'nın tabii menşei, maddi nitelikleri ve ticari şekli gibi bazı kriterlere göre sınıflandırma:
Türkiye’de "Gümrük Giriş Tarife Cetveli" bu sınıflandırmaya göre yapılır.
Gümrük tarifelerinin saptanmasında iki amaç söz konusudur.
Birincisi kamuya gelir sağlamak diğeri ise iç sanayii dış rekabetten korumaktır.
Devlete gelir sağlamak için uygulanan tarifelere "mali tarifeler",
iç sanayii korumak için uygulanan tarifelere ise "koruyucu tarifeler" adı verilir.
Ancak, bu iki hedef çoğu zaman bir arada yürütülmekte, devlet koruyucu gümrük tarifesini uygularken, aynı anda, gelir de sağlamakta veya gelir temini gayesiyle mali tarifeleri uygularken aynı anda, iç sanayii de dış rekabete karşı belirli ölçüde korumuş olur.
Gümrük tarifeleri ; İthal edilen mallar üzerinden alınan vergilerdir. İthal edilen malın değeri üzerinden alınan vergilere ad volerem vergiler , fiziksel değeri üzerinden alınan vergilere de spesifik vergiler denir.
a)Spesifik tarifeler
Belirli fiziki miktar üzerinden alınacak vergiyi miktar olarak göstermektedir. Spesifik vergiler, çeşitli şekillerde tespit edilen miktara dayanan vergilerdir. Miktar eşyanın mahiyetine göre ağırlık, uzunluk, hacim, vb. şeklinde ölçülmekle birlikte en yaygın miktar ölçüsü ağırlıktır. Spesifik vergiler, değere dayanan ad valorem vergilerin tam karşıtını teşkil ederler. Spesifik tarife uygulaması oldukça kolay olduğu halde adalet ilkelerine ters düşmekte, matrahtaki değişiklikleri takip edememekte, dolayısıyla verimlilik dereceleri yüksek olmamaktadır. Buna karşılık istikrarlı gelir sağlayan vergilerdir. Günümüzde az sayıda ülke, spesifik gümrük tarifesi uygulamaktadır.
b)Ad valorem tarifeler
Ad valorem tarifeler, ithal edilen eşyanın değeri üzerine uygulanacak bir oran olarak ifade edilir. Bu sistemde, bütün mal çeşitlerine ve aynı çeşidin değişik kategorilerine tek ve yeknesak bir vergi oranı uygulanmaz. Örneğin: fiyatları aynı olan bir otomobil ile bir traktörün gümrük vergileri farklı olabilir, veya ağırlığı bin kiloya kadar olan otomobil ile ağırlığı bin kiloyu aşan otomobilin vergi oranları farklı olabilir. Günümüzde hemen tüm ülkelerde ad valorem sistemi uygulamasına geçilmiş olup, bu sistemin tercih edilmesindeki başlıca nedenler şöyledir:
i) Vergi geliri, ithalat eşyasının değerini kolaylıkla izler. Eşya fiyatları zamanla artma eğilimi gösterdiği için bu sistem devletin mali çıkarına uyar.
ii) Malın kalitesi ile fiyatı arasında ilişki bulunduğundan bu sistem vergi adaleti bakımından da uygundur.
iii) Bu sistemde, yerli ürünlerin hangi ölçüde korunduğunu hesaplamak ve gümrük rejiminin koruyucu fonksiyonunu ölçmek imkânı kolaylaşmaktadır.
Spesifik tarife sistemleri, genellikle detaylı ve dağınık bir vergi rejimi halinde gelişmektedirler. Buna mukabil, ad valorem tarife sistemlerinde ise daha derli toplu bir rejim kurmak olanağı elde edilmektedir. Ancak, vergiye matrah olacak değerin tespiti kolay bir işlem değildir.
Gümrük tarifeleri, ülkeler arasında serbest mal akışına konan en önemli kısıtlamadır. Yerinde kullanıldığı takdirde, tarifeler, ülke için yararı olmayacak malların ülkeye girmesine engel olur ve yeni kurulan, gelişmesini henüz tamamlamamış genç sanayi dallarını dış rekabete karşı korur. Bu yola daha çok gelişme yolunda olan ülkeler hızlı bir şekilde sanayileşebilmek amacıyla başvururlar. Gümrük Tarifelerinin olumlu yönlerinden bir diğeri, ticarette şeffaflığı sağlamasıdır. Bu yöntemde koruma, tarifeler denilen, dışalım gümrük vergileri yoluyla yapılır.
Yeni kurulan sanayi dallarının veya ekonominin bir bölümünün tarife ile korunmasını ilk ortaya atan iktisatçı, F. List'tir. Uluslararası rekabette ülkelerin belli bir seviyeye gelinceye kadar sanayilerini korumaları gerektiğini belirtmiştir. Ülke, rekabet imkanını sağladıktan sonra, koruma kaldırılmalıdır. Buna, terbiye edici korumacılık denir
Eğer ekonomide tarifeler, tüm ithalatı kısıtlayacak kadar yükseltilirse, yurt dışından hiç ithalat yapılamaz ve yurt iç tüketimi yerli üretim tarafından karşılanır. Bu tip tarifelere yasaklayıcı tarife denir.
Ancak, gümrük tarifelerinin artık demode bir korumacılık yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca, bu devirde tarife uygulaması yapmak da geçmişe göre çok zordur. Çünkü, bugün dış ticaret büyük ölçüde uluslararası anlaşmalara bağlı olarak gerçekleşiyor. Mesela, Türkiye, AB ülkeleriyle olan dış ticaretini 1996 yılından bu yana AB-Türkiye Gümrük Anlaşması hükümlerine göre yürütüyor. Dolayısıyla gümrük tarifelerini bu uluslar arası anlaşmaya göre belirlemek ve bunu değiştirmemek zorundadır.
Gümrük Birliği, malların ülkeler arasında hiçbir gümrük vergisi ve eş etkili vergi uygulanmaksızın serbestçe alınıp satılması ve tarafların üçüncü ülkelerden gelen ithalat için aynı gümrük vergisini ve aynı ticaret politikasını uygulamaları demektir. Bu nedenle, Gümrük Birliği’ne taraf olan ülkeler üçüncü ülkelerden yaptıkları ithalatta, kendi ulusal gümrük tarifeleri yerine ortak gümrük tarifesini uygulamaktadırlar.
AB içinde gümrük birliği sanayi alanlarında 1968, tarım ürünleri alanında ise 1970 yılında gerçekleşmiştir. Bu sayede üye devletlerin gümrük alanları, tek bir gümrük alanı haline gelmiştir. AB üye devletleri arasında gümrük vergileri ve eş etkili vergilerin kaldırılarak serbest dolaşımı söz konusu olmuştur. Üçüncü ülkelere Ortak Gümrük Tarifesi uygulanmaktadır. AB’ye sonradan üye olan ülkelerin gümrük birliğine uyum sağlamaları için bu ülkelere bir geçiş dönemi tanınmaktadır. Ayrıca, Ortak Gümrük alanının korunması amacıyla, damping uygulamalarına karşı koruyucu önlemler ve menşei kuralları saptanmış, serbest bölgelerin işleyişi düzenlenmiş ve üçüncü ülkelerle ticaret müzakereleri AB kurumlarına bırakılmıştır.
Dış ticaret üzerinden alınan vergiler az gelişmiş ülkelerde devlet bütçesinin önemli bir gelir kaynağını oluşturur. Buna karşılık gelişmiş ülkelerde, az gelişmiş ülkelere oranla bu vergiler ülke ekonomisinde daha az önemlidir. Ülkemizde dış ticaretten alınan vergiler devletin önemli gelir kaynaklarındandır ve bunların içinde en büyük payı ithalat vergileri oluşturur. Ülkemiz açısından GATT, Dünya Ticaret Örgütü ve AB gibi bazı uluslar arası anlaşmalar ve sınırlamaların ekonomimiz üzerindeki etkileri tartışılmaktadır.
GATT ve onun yerine kurulan Dünya Ticaret Örgütü, tarife dışı engellerin bazı istisnalar dışında tümüyle yasaklanmasını; tarifelerin de giderek azaltılmasını öngörmektedir.
Karma Tarifeler
Hem değer hem de fiziki miktar üzerinden alınan gümrük vergilerine karma tarife denir.
Tarife Dışı Kısıtlamalar:
Dış ticaretin hızla büyüdüğü ve karmaşıklaştığı 20.yy’ın yarısında tarife dışı kısıtlamalar önemli yer tutuyor. Günümüzde tarife dışı kısıtlamaların gümrük vergilerinin yerini almaları ve korumacılık açısından tercih edilmeleri, iki sebebe dayanır.
Birincisi, 2. Dünya Savaşından sonra koruma aracı olan gümrük vergileri eski önemlerini kaybetmiştir. Çok taraflı ticaret görüşmelerinde ortalama gümrük vergileri yüzde kırklardan yüzde yedilere kadar düşmüştür. İkinci olarak gümrük tarifelerine ilişkin kararlar, yurt içinde uluslar arası seviyede çok zor alınabilmektedir. Çoğu ülkede tarife arttırımı için parlamentoların onayı gereklidir. Ayrıca GATT’a yapılan konsolidasyonlar sebebi ile, gümrük vergisinde yapılacak her bir artış için diğer üye ülkelerle görüşmeler sonucunda tavizler verilmesi gereklidir. Çünkü gümrük vergilerini gizli bir şekilde arttırmak mümkün değildir.
Tarife dışı engeller daha kolay uygulanabilirler.
3- Kotalar
Tarife Dışı Engellerin en önemlisidir. İthalatın miktar olarak sınırlandırılmasıdır. Bir ülkenin genellikle ithal mallarına koyduğu miktar sınırlaması, ithaline izin verilecek mal hacminin hükümetler tarafından fiziki miktar veya değer olarak sınıflandırılmasıdır. Kota, gümrük tarifesinden farklı olarak, ithalat miktar veya değeri üzerinde mutlak bir sınırlama getirir. Bir ülkenin kota uygulamasının sebebi, ülkenin dış ticaretinde meydana gelen açığı gidermek ve ithalata ayırt edici bir kontrol sistemi getirmektir. Kotalar daha çok ithalat üzerinden uygulanır. O kadar ki, kota deyince akla ithalat kotası denir. 1980 öncesinde ülkemizde ithalatta gümrük tarifeleri ile birlikte ithalat kotaları da yaygın olarak uygulanırdı.
Kotalar, Hükümetlerin ülkeye giren ve ülkeden çıkan mal hacmi üzerine fiziki veya değer olarak koyduğu sınırlamalara denir. Kotalar gümrük vergilerinden sonra en etkili yasal sınırlamalardır. Kotalar ithalat kotaları ve ihracat kotaları olmak üzere ikiye ayrılabilir.
İthalat kotaları, ithalat hacmini dolaysız olarak sınırlamaya yönelik uygulamalardır. Gümrük tarifelerinin ithalatı kısıtlayıcı etkisi fiyat mekanizması yoluyla ortaya çıkar. Miktar kısıtlamaları durumunda ülkeye girecek veya ülkeden çıkacak mal hacminin hükümet yetkilileri tarafından doğrudan belirlenmesi söz konusudur. O yüzden bu araçlar fiyat mekanizması ile bağdaşmazlar. Miktar kısıtlamaları arasında; ithalat kotaları, ithalat yasakları ve döviz kontrolü gibi önlemler yer alır.
Kota; ihracatta miktar ve/veya değer kısıtlaması uygulaması halinde, genellikle bir takvim yılı içerisinde veya muayyen bir dönem itibariyle yapılmasına izin verilen ihracatın miktar ve/veya değerini ifade eder. Kota, ithalat miktar veya değeri üzerinde mutlak bir sınırlama getirir. Kotalar belirli sürelere göre düzenlenirler.
Örneğin; bir yıl veya altı ay içinde ithal edilecek yabancı otomobillerin sayısını bin adet veya değerini bir milyon $ belirlemek gibi. İthalatı kotaya bağlı mallar gümrüklü ve gümrüksüz olarak ithal edilebilirler.
Kota uygulanan mala ya sıfır gümrük tarifesi veya normal tarife uygulanır. Kotalar dolduktan sonra yüksek gümrük tarifeleri devreye girer. Kotaların konuluş nedeni, ithalata ayırt edici bir kontrol sistemi getirmektir. Kotalardan beklenen sonuçlar, yerli sanayii dış rekabetten korumak, dış ticaret açığının büyümesini önlemek ve ödemeler bilançosunu düzeltmek.
Kotaların ekonomik etkileri özetlersek; kotalar ithal malının talebini düşürürken, ithalatı kısıtlamakta, yurtiçi fiyatını yükseltmekte, üretimi arttırmakta ve reel gelirin yeniden dağılımına yolaçar.
Kotalar yerli üreticileri koruma altına alır. Rakip ürünler engellendiğinden yerli üreticiler pazar paylarını ve fiyat seviyelerini korurlar. İthal kotalarının konmasının diğer bir nedeni de uluslararası işletmelerin birbirleriyle rekabet etmelerini sağlamak böylece tüketicileri düşük fiyatlardan yararlandırmaktır.
İhracat Kotalarında hükümetler kendi iç pazarlama veya dünya konjonktürüne göre belirli ürünlerin ihracatına kota koyabilir. Bu yasaklamalar siyasi, askeri veya ekonomik faktörlere göre gerçekleştirilir. Ayrıca yurtiçinde kıt olarak üretilen her türlü hammadde, yarı mamül ve mamul madde ile gıda maddeleri ihracatını ülke içindeki ekonomik istikrarı bozmamak için kısıtlayabilir. Hammadde üretiminde etkin olan bir ülke bu maddenin ihracatını yasaklayarak bu maddeden üretilen diğer ürünler üzerinde de etki kurmak veya ihracatı kısarak daha fazla kar elde etmek için girişimlerde bulunabilir.
Kotalar uygulamada çeşitli şekillerde uygulanır. Mesela Türkiye 2006 yılında 1000 adet otomobil ithal karar vermiş ise, bu ‘ithal kota’ sıdır. Aynı şekilde Türkiye 2006 yılında ülke ihtiyaçlarını düşünerek 100000 ton krom cevheri ihraç etmeyi planlıyor ise, bu ‘ihraç kotasıdır’. Bu tip kotalara ‘global kotalar’ denir. Global kotada malın hangi ülkelerden hangi ithalatçılar tarafından ithal edilebileceği konusunda bir sınırlandırma yoktur. İsteyen ithalatçı, istediği ülkeden kota dolana kadar sözkonusu maldan ithal edebilir. Tahsisli ithalat kotasında ise, sözkonusu malı ithal etmek isteyen ithalatçılar kotadan pay alabilmek için ilgili makama başvurur. Belli kriterler dahilinde kota ithalatçılar arasında dağıtılır. Bunlar da kendilerine tahsis edilen kota payına göre ithalat yaparlar. Tahsisli kotalarda toplam hacim sınırı yanında ülke ayırımı da yapılır.
4- İthalat Yasakları
Ülkeye girmesi milli menfaatlere aykırı görülen malların ithali yasaklanır. Örneğin; uyuşturucu, nükleer yakıt vs gibi. İthali yasak mallar listesi her yıl ithalat rejiminde liste halinde yayınlanır. Yasak malların yurda girmesine mani olmak, gümrük idaresinin çok önemli bir görevidir.
5- Standart, Teknik Düzenleme, Uygunluk Değerlendirmesi
Gelişmiş ülkeler tarafından gelişmekte olan ülkelere yönelik uygulamalardır. Günümüzde, ülkeler insan, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı, çevrenin korunması, tüketiciyi yanıltıcı uygulamaların önlenmesi gibi meşru amaçlar taşıyan teknik düzenlemelere giderek artan ölçüde önem veriyorlar. Ne var ki, söz konusu önlemlerin aslında çeşitli devletler tarafından yerli üretici ve sanayicilerin korunması sonucunu doğuracak şekilde uygulandığı da sıkça görülmektedir. Yani, bu uygulamalar bazen himayeciliğin meşrulaştırılmasına hizmet etmektedir.
Nitekim, Dünya Ticaret Örgütü ve daha öncesindeki GATT görüşmelerinde, sadece gümrük vergileri ve miktar kısıtlamalarının ortadan kaldırılmasıyla serbest ticaret idealine ulaşılamayacağı gerçeği de kabul edilmiştir.
Böylelikle, pazara girişte ilave maliyet yaratılmak suretiyle ihraç edilmek istenen ürünün yerli ürünler karşısındaki karşılaştırmalı üstünlüğü ortadan kalkmaktadır. Bir firmanın farklı pazarlardaki değişik teknik gereksinimleri karşılamak amacıyla üretim sürecinde bir dizi değişikliğe gitmesi, o firmanın ölçek ekonomisi kazancının kaybolmasına da yol açmaktadır. Ayrıca, ithalatçı ülkeler tarafından uygulamaya konulan düzenlemelerin teknik etkisinin değerlendirilmesi, ürün bilgisinin tercüme edilmesi ve dağıtılması, uzmanların eğitimi gibi hususlar firma açısından bir bilgi maliyeti yaratmaktadır. Diğer taraftan, yeni teknik düzenlemeler yabancı firmaları yerli firmalar karşısında uyum maliyetleri açısından dezavantajlı bir duruma sokarak öngörülemeyen teknik ve idari giderlere neden olmaktadır.
Ticarette teknik engeller, uluslararası ticaret üzerindeki etkileri nedeniyle Uruguay Çok taraflı Ticaret Müzakerelerinin de ana gündem maddeleri arasında yer almıştır. Gerçekleşen müzakereler sonucunda Dünya Ticaret Örgütünü kuran Marakesh Anlaşmasının eki olan Ticarette Teknik Engeller Anlaşması kabul edilmiştir.
Bu çerçevede, standartlar, teknik düzenlemeler ve uygunluk değerlendirme prosedürleri benimsenirken; ticareti kısıtlayıcı etkisi en az olanların tercih edilmesi, getirilen önlem ile hedefin orantılı olması, ayrıca uygun olması durumunda ilgili uluslararası standartların, rehberlerin ve dokümanların teknik düzenlemelere esas alınması, son olarak standart ve teknik düzenlemelerin bir ürünün şekli özellikleri yerine performans kriterini karşılamak üzere yazılması ticarette gereksiz engel yaratılmaması açısından ilgili kuruluşlarca dikkat edilmesi gerekli unsurlardır.
Standartlar:
Ürünlerin birbirine uyumluluğunu, ekonomik olarak üretilmelerini ve ürün kalitesini garanti etmeyi amaçlayan, bu kapsamda firmalar ve sanayiler tarafından talep edilen ve geliştirilen pazar odaklı araçlardır.
Dünya Ticaret Örgütünün yaptığı tanıma göre, standart: “Tanınmış bir kuruluş tarafından yaygın olarak ve tekrar kullanılmak üzere kabul edilen, ürün ya da ilgili işlem ve üretim yöntemleri için kurallar, rehberler ya da özellikler belirleyen ve uyulması zorunlu olmayan belge” dir.Standartlar ihtiyaridir.
Ülkemiz uygulaması incelendiğinde, her türlü ürün ve hizmet standardının hazırlanması Türk Standardları Enstitüsü (TSE)’nün görevidir.
Teknik Düzenlemeler
Devletler tarafından piyasadaki çarpıklıkların üstesinden gelmek, ülkeyi ve vatandaşları düşük kaliteli ve zararlı ürünlerden korumak için uygulamaya konulan ve uyulması zorunlu olan belgelerdir.
DTÖ Ticarette Teknik Engeller Anlaşmasında tanıma göre teknik düzenleme ise; “İdari hükümler de dahil olmak üzere ürün özelliklerini ya da söz konusu ürünlerin işlem ve üretim yöntemlerini belirten ve uyulması zorunlu olan belge” olarak tanımlanmaktadır.
Standart ve teknik düzenlemeler bir ürün, işlem ya da üretim yöntemi ile ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme ya da etiketleme gereklerini içerebileceği gibi, yalnızca bunlarla ilgili de olabilmektedir. Bir belgenin teknik düzenleme olarak nitelendirilebilmesi için gerekli üç temel kriter bulunmaktadır; tanımlanabilir bir ürün veya ürün grubuna yönelik olması, ürünün bir veya daha fazla özelliğini ortaya koyması, ürün özelliklerine uyum zorunluluğu getirmesidir.
Teknik düzenlemeler uyulması zorunlu belgelerdir. Teknik düzenlemelere uygun olmayan ürünlerin gerek iç piyasada üretimi, gerekse ithal edilerek piyasaya arzı mümkün değildir. Buna karşılık, ilgili ulusal veya uluslararası standardına uygun olmayan bir ürün piyasaya sunulabilir. Ancak, üreticilerin ve tüketicilerin ara mal ve nihai tercihlerini ulusal veya uluslararası standartlara uygunluğu belgelenmiş ürünlerden yana kullanmaları, standarda uygun olmayan ürünlerin pazara giriş imkanını fiilen önemli ölçüde kısıtlamaktadır.
c) Uygunluk Değerlendirmesi
Ürünün ilgili standardına veya teknik düzenlemesine uygunluğu ise “uygunluk değerlendirmesi prosedürleri” ile saptanır. Uygunluk değerlendirme prosedürleri; “teknik düzenlemelerin ya da standartların gereklerine uyulup uyulmadığını belirlemek üzere, doğrudan ya da dolaylı olarak kullanılan her türlü prosedür” olarak tanımlanır. Uygunluk değerlendirme prosedürleri diğerlerinin yanı sıra, örnekleme, test etme ve denetleme; değerlendirme, uygunluğun tasdiki ve güvencesi; tescil, akreditasyon ve kabul prosedürleri ile bunların kombinasyonundan oluşur.
6- Gönüllü İhracat Kısıtlamaları
Düzenli Piyasa Anlaşmalarının bir türü olan Gönüllü İhracat Kısıtlamaları iki taraflı anlaşmaya dayanan tarife dışı ve geleneksel olmayan bir korumacı araçtır. Ticaret üzerindeki kısıtlayıcı tedbirlerin ihracatçı ülke tarafından tek taraflı olarak konulması, uygulanması ve kaldırılması diğer korumacı tedbirlere göre en önemli farkını oluşturur. İthalatçı ülkenin ithalatını kısıtlamak için daha katı korumacı tedbirlere başvuracağı endişesiyle, ithalatı yapan ülke yerine ihracatçı ülke tarafından, müzakereler sonucunda varılan uzlaşma gereği gönüllü olarak uygulanır. Serbest ticaretten yararlanan ve serbest ticareti savunan bir ülke ithalat kotası uygulamak yerine bu uygulamaya başvurabilir
İhracat ve ithalat kotaları ile yakından ilişkili olan GİK, ithalatı yapan ülkenin kendisine ihracat yapan ülkelerin ihracatlarını gönüllü olarak kısıtlamalarını sağlamak amacıyla ithalat üzerine vergi koyma veya mevcut vergi oranını artırma ya da kota koyma tehdidi sonucunda ihracatçı ülkenin kısıtlamayı kabulü sonucunda varılan bir konsensustur.
Gönüllü İhracat Kısıntıları, geleneksel enstrümanlar gibi tek taraflı değil iki taraflıdır; tarifeler ve kotalar ithalatçı ülke tarafından uygulanırlarken GİK uygulamaları ihracatçı ülke tarafından gerçekleştirilir Genel olarak ihracat kısıtlamaları ve özelde GİK uygulamaları bir kaç yönden geleneksel korumacı politikaların temel özelliklerine sahiptirler.
Bu tip uygulamalar, ulusal refahın ithalat kısıtlanırken ihracatın teşvik edilmesiyle artırılabileceği ve ulusun gücünün ödemeler bilançosu fazla verdiği ölçüde artacağı şeklindeki Merkantilist görüşlerin ve geleneksel ayrımcı ticaret politikalarının devamıdır.
Gönüllü İhracat Kısıtlamasının rağbet görmesinin bir nedeni GATT’ın başta tarifeler ve kotalar olmak üzere, geleneksel korumacı tedbirlere karşı bir çok kısıtlama getirmesidir.
Tarifeler bağlayıcı anlaşmalarla kısıtlanır ve indirime tabi tutulurken kotalar açık bir şekilde yasaklanmıştır. Bu nedenle GİK gibi diğer meşru korumacı araçların kullanımına yönelik bir ikame kaçınılmaz olmaktadır. Öte yandan, ithalatçı ülkeler bazı stratejik nedenlerle tarife ve benzeri geleneksel korumacı araçlara karşılık ihracatı kısıtlayan anlaşmalara başvurmayı tercih etmektedirler (OECD, 1993:21). Bu tip tedbirler, geleneksel tedbirlere kıyasla belirgin tedbirler değildir, uygulanmalarıyla ilgili sorumluluğu ithalatçı ülkeden ihracatçı ülkeye aktarır ve misilleme riski taşımaz.
İhracat lisansları “mezat” yöntemi ile dağıtılabileceği gibi firmaların geçmiş performansları dikkate alınarak da tahsisat yapılabilmektedir. Yurtiçi fiyattan daha aşağıda maliyetle fiyat öneren firmalar ya piyasadan çekilmek zorunda kalacaklar veya iç piyasaya yöneleceklerdir. GİK uygulamaları ithalatın değer olarak değil miktar olarak kısıtlanmasını hedeflediği için ihracatçı ülkeleri miktar olarak daha az ancak daha kaliteli ve daha sofistike ürünlere yönelerek elde edilecek ihracat gelirlerini muhafaza etmeye yöneltmektedir..
Geçmişte Japonya’nın aşırı araba ihracatından rahatsız olan ABD, bu ülkeden otomobil ihracatını gönüllü olarak kısıtlamasını kabul etti. Neticede iki ülke arasında bu konu hakkında bir anlaşma yapıldı.
Damping ve Anti-Damping Vergisi
Bir malın dış pazarda marjinal maliyetinin yani firmanın üretim miktarındaki bir birimlik artış için katlanılması gerekli ilave maliyetinin altındaki bir fiyatla satılmasıdır. Bu yolla ithalatçı ülkedeki rakip işletmeler Pazar dışına itilebilir ve pazarda tekelci bir konum sağlamak amaçlanabilir.
Başka bir tanımla damping, bir ülkenin herhangi bir malı kendi pazar değerinin(reel maliyetinin) altında bir fiyatla ihraç ederek, ithalatçı ülkedeki üreticiler alehine o ülkedeki pazar payını artırması veya iç pazardaki fiyat seviyesini düşürmemek amacıyla ülke içinde satılmayan malları dış pazarlara ucuz fiyatlarla satmasıdır. Dampingde asıl konu ticari ürünlerin fiyatı olduğu için bu durum merkezi planlı ekonomiler açısından sorun yaratmıştır.
GATT kurallarına göre, bir ülke diğer üye ülkelere karşı damping yaparsa, bundan zarar gören ülkenin “Anti Damping Vergisi” koyma hakkı ortaya çıkmaktadır. Bu vergi, ithalat dolayısıyla zarara uğrayan yerli sanayiciyi korumaya yönelik tarife dışı bir vergidir. Bu vergi sadece dampingli ithal mallarına karşı koruyucu tedbir olarak soruşturma sonucunda uygulanabilmektedir.
Anti damping vergisini serbest ticareti kısıylayan bir unsur olarak görmek mümkün değildir. Çünkü bu vergi başka bir ülkenin haksız rekabetini engellemeye yönelik yasal bir uygulamadır. Yani engellenen serbest ticaret değil, illegal dış ticarettir.
8- Key Words : Anahtar Kelime ve Deyimler
Tarife = tariff
Gümrük = Custom
Gümrük tarifesi = tariff duty = Customs duty
İngiliz Uluslar Topluluğu Tercih Sistemi = Imperial Preference System
ya da British Commonwealth System
Gümrük tarife indirimlerinde hassas (duyarlı) kalemler = Sensititive Items
Ağırlığına göre Gümrük Tarifesi = duty charged by the weight
Avrupa Topluluğu üyeleri dışındaki Gümrük Tarifesi = common customs tarif
Ayırımcı Gümrük Tarifesi = discriminative duties
Bazı mallara uygulanan düşük Gümrük tarifesi = preferential duty
Bazı ülke mallarına uygulanan düşük Gümrük tarifesi =preferential duty
Çoklu Gümrük tarifesi = discriminating tariff
Çoklu Gümrük tarifesi = multiple tariff
Giderek azalan Gümrük tarifesi = tepering tariff
Gümrük tarife kanunu = customs tarif code
Gümrük tarifesi = statement of duties
Import Quotes = İthalat Kotaları
Gönüllü İhracat Kısıtlamaları = Voluntary Export Restraints
İthalat Yasakları = Import Restraints
Yeni Sanayiler = Infant Industry
Dünya Ticaret Örgütü = World Trade Organization = WTO
Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması = GATT = General Agreement on Trade and Tariffs