..::Alt+f4::..

Tam Versiyon: Muhasebe Ders Notları 4
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Cari net satış değerinin bulunmasında karşılaşılacak ilk sorun, o unsurun satışı yapılmadan satış fiyatının nasıl belirleneceği konusunda olacaktır. Kullanılmış varlıklar için organize bir ikinci el piyasa olmadığında herkes farklı bir satış fiyatından sözedebilecektir. Bunun yanısıra tüm işletmeler hesaplarını en azından yıllık olarak kapatmak zorundadır ve buna ek olarak bazı işletmeler de her ay sonunda karlarını hesaplamak isteyebilirler. Bu işletmeler karını hesaplamak istedikleri her dönemin sonunda her bir varlığın eski satış değeri yerine yeni satış değerini belirleyip kullanmak zorunda kalacaklardır. Bu oldukça zor ve kişisel yargılardan etkilenebilecek olan bir durum olduğu için hesaplanacak kar rakamı da farklı ve yanıltıcı olabilecektir. Tabii bu sorunlar cari maliyet ve diğer değerleme yöntemleri içinde söz konusudur. Ancak değişik değerleme ölçülerine göre varlık ve yükümlülüklerin değerlenmesi ve karın ölçülmesi istenildiğinde bu olanağı sağlayacak değişik yöntem ve kayıtlama yollarıda vardır; fakat temel olan maliyet esasıdır.[1]



Maliyet esası kavramısüreklilik kavramı ile bağlantılıdır yukarıda da değinildiği üzere işletmenin sürekliliği kabul edilmediği takdirde, edinilen varlığın tasfiye halindeki değeri düşünülecek, dolayısıyla piyasa fiyatlarının değişmesine paralel olarak varlıkların değeri her an değişiklik gösterecektir.piyasadaki her değişikliğe göre işletme varlıklarının değerinin değiştirilmesnin düşünülemeyeceği ortadadır. Bunun yerine değişmez nitelikteki maliyet esası kabul edilir . para değerindeki değişmelerin maliyet değerini anlamsız hale getirdiği durumlarda ; maliyet değeri o günün para değeri üzerinden yeniden belirlenebilir. Bu işlem daha çok, fiyat değişmelerinden uzun vadede etkilendikleri için, duran varlıklara uygulanır. Bunun dışında bazı durumlarda maliyet esası kavramından sapmalar olabilir.[2]



2.7. TAM AÇIKLAMA KAVRAMI:



Hangi bilginin raporlanacağına karar vermede muhasebeciler, bilgilendirilen kullancıların yargılarını ve kararlarını etkileyecek her türlü bilginin tam olarak sağlanmasına ilişkin genel uygulamayı izlerler. Genellikle bu, tam açıklama ile ifade edilir. Bu kavram finansal raporlarda yer alan bilginin yapısını ve miktarını belirler. Kullanıcılar için fark yaratacak konuların açıklanmasında bilginin yeterince ayrıntılı olması ve bilginin anlaşılır kılınmasını sağlamak için yeterli bileşimde ve yoğunlukta olması gerekir. Bunun için de tam açıklama kavramının gereği olarak muhasebe, kayıt içine sokamadığı bazı bilgileri raporlarda, parentez içinde veya dipnot olarak veya açıklamalar olarak vermelidir. Varlıkların sigortalı olup olmadıkları, sigorta değerleri, bilanço hazırlıkları sırasında ancak bilanço tarihinden sonra meydana gelmiş büyük zarar (yangın, sel, deprem vb. Nedenlerle) veya dönem içinde yapılan fakat tamamlanmamış büyük değere sahip bir anlaşma (alınan sipariş gibi), benimsenen yöntem ve ilkelerdeki değişmeler sözünü ettiğimiz şekillerden birisiyle bilgi kullanıcılarına ileterek açıklanmalıdır. Tabii bu arada bunların kullanılmasının maliyeti de göz önünde bulundurulmalıdır.

Özetle muhasebeciler finansal durum, karlılık, nakit akışları ve yatırımlara ilişkin bilgilere üç şekilde sunabilirler:

Ø Finansal tablolarda

Ø Finansal tabloların açıklamalarında

Ø Ek bilgi olarak

Bunların toplamı da finansal raporları oluşturur. [3]



Bu kavram; mali tabloların, bu tablolardan yararlanacak kişi ve kuruluşların doğru karar vermelerine yardımcı olacak ölçüde yeterli, açık ve anlaşılır olmasını anlatır.



Bu kavram gereğince raporlar üzerinde inceleme yapacak olanlara gerkli tüm bilgiler raporla birlikte verilmelidir. Örneğin; raporda sadece borç miktarının yazılı olması, işletmenin mali durumu hakkında yorum yapılabilmesi için yeterli değildir. Bu borçların vadelerinin de bilinmesi gerekir. Borç miktarı aynı olduğu halde, borcun büyük kısmı uzun vadeli olduğunda mali durumu çok iyi olarak nitelenen bir işletmenin; aksi durumda yani darboğazla karşı karşıya olduğu düşünülebilir.[4]



2.8. DEĞİŞMEZLİK ( TUTARLILIK ) KAVRAMI:



Muhasebe bilgisini kullanan taraflar işletme ile ilgili kararlar verirken hem işletmenin dönemleri arasında hem de işletmeler arasında kıyaslamalar yaparlar. Bu nedenle karşılaştırılabilirlik, benzerliklerin ve farklılıkların elde edilebilmesine olanak tanıyan önemli bir niteliktir. Muhasebe bilgisinin dönemler arası karşılaştırılabilirliği sağlamak için değişmezlik kavramı kabul edilmiştir. Değişmezlik kavramı, belirli bir muhasebe kişisinin muhasebe uygulama ve prosedürlerinin zaman içinde tutarlılıkla uygulanmasını vurgular. Diğer bir ifade ile, muhasebenin, amaçlarına ulaşabilmesi için her dönem bağlı kaldığı ilke ve usuller aynı olmalıdır. Çünkü karşılaştırılabilir olmadığında fark yeterince tanımlayıcı ve yararlı olmayacaktır.



Bu kavrama en çok raporların analizi ve yorumlanması sırasında gereksinim vardır. Muhasebe kayıtlarında bir önceki dönemden farklı usuller uygulanması halinde, bu kayıtların birer sonucu olan finansal raporlar yanıltıcı karşılaştırmalara yol açar. örneğin, bilançonun sınıflandırılmasında bir sınıfa dahil edilmiş bir unsurun ertesi dönem başka bir düşünce ile ayrı bir sınıfa dahil edilmesinin yaratacağı farklı durum iki dönemin raporları karşılaştırılırken yanlış fikirler elde edilmesine yol açar. o kadar ki aynı işletmenin, iki ayrı döneme ait faaliyetinin niteliği ve büyüklüğüaynı olsa bile uygulanan muhasebe yöntemlerinin farklı olması nedeniyle sonuçlar birbirinden çok farklı gözükebilir. Ancak, bu işletmenin benimsediği yöntemlerden hiçbir şekilde ayrılmayacağı anlamına da gelmez. Gerektiğinde değişme yapılabilir; fakat bu değişmenin ne şekilde olduğu ve ne tür bir etki yarattığı belirtilmelidir.[5]



Tutarlılık kavramı; muhasebe uygulamaları için seçilen muhasebe politikalarının, birbirini izleyen dönemlerde değiştirilmeden uygulanması gereğini anlatır. İşletmelerin mali durumunun, faaliyet sonuçlarının ve bunlara ilişkin yorumların karşılaştırılabilir olması bu kavramın amacını oluşturur.



Tutarlılık kavramı, benzer olay ve işlemlerde kayıt düzenleri ile değerleme ölçülerinin değişmezliğini ve mali tablolarda biçim ve içerik yönünden tekdüzeni öngörür.



Geçerli nedenlerin bulunduğu durumlarda, uygulanan muhasebe politikaları değiştirilebilir. Ancak bu değişikliklerin ve bunların parasal etkilerinin açıklanması gerekir. Örneğin; maliyet uygulamasında bir değişiklik yapmak durumunda kalan işletme, bu değişikliğin stoklara ve satışların maliyetine yaptığı etkiyi bilanço ve gelir tablosu dipnotlarında açıklamalıdır.[6]



2.9. VERİLERİN GÜVENLİ OLMASI (TARAFSIZLIK VE BELGELENDİRME ) KAVRAMI:



Muhasebe verilerinin güvenilirliği, işletmenin dış taraflarla arasındaki işlemlerin belgesel kanıtlarının yüksek derecede doğrulanabilir olmasından daha fazlasına dayanır. Hasılat ve giderlerin dönemlere dağıtılması gibi iç yargıların; ilgili gerçekleri ve durumları yansıtması için nitelikli elemanlar tarafından yürütülen bir iç kontrol sistemi gereklidir. Muhasebe verilerinim güvenilir olması işletmenin iç kontrolü ile mümkündür. Verilerin güvenilir olması kavramı objektiflik kavramını kapsar. Objektiflik dar tanımına göre, gözlemleyenlerden bağımsız ve dış faktörlerin varlığına dayandırılmaktan çok daha gerçekçi bir şekilde gözlemciler arasındaki bir fikir birliğidir. Geniş tanımına göre, tarafsız olunduğu vurgulanarak objektiflik, bir ölçümü destekleyen kanıtları, seçilen yöntemdeki taraf olma sorununu ve ölçümün muhasebe amaçlarını karşılamadaki uygunluğunu kapsar.[7]



Sosyal sorumluluk kavramınıngereği gibi yerine getirilebilmesi için muhasebe kayıtlarının gerçek durumunu yansıtan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayandırılması gerekir. Bu kavram, örneğin; bir mal alınışında ambar memurunun ifadesi yerine, satıcının faturasına ve ambar fişine dayanılarak muhasebeleştirme yapılması gereğini anlatır. Bu kavram gereğince muhasebe kayıtlarının dayanağı beyan, tahmin gibi öznel öğeler yerine, fatura, makbuz, senet, bordro gibi nesnel belgeler olmalıdır. Bu kavram, muhasebe kayıtlarına esas alınacak yöntemlerin seçilmesinde tarafsız ve önyargısız davranılmasınıda anlatır.[8]



Özetle , işletmeyle ilgili çeşitli grupların çıkarlarını hakkaniyet ölçülerine uygun şekilde dengelemek üzere, muhasebe objektif gerçekleri yansıtan her zaman ispatlanabilen ve güvenilen belgelere dayanmalıdır.[9]



2.10. İHTİYATLILIK ( TEMKİNLİ OLMA ) KAVRAMI:



“Temkinli ol!” uyarısı doğrudan doğruya muhasebecilere yöneltilmiş ve onlara uygulama anı ve sonrasında bilinçli, dikkatli ve özenli davranmaları,

Ø Satışların, hasılatın ve gelirin saptanması konusunda herhangi bir tahminde bulunmamaları,

Ø İşletmenin tüm borç ve zararlarını saptamaları ve kayıtlamaları

gereğini hatırlatmıştır.[10]



Bu kavram muhasebe olaylarında temkinli davranılması, tarafsız bir muhakeme ile işletmenin karşılaşabileceği risklerin ve belirsizliklerin göz önünde tutulması gereğinş anlatır. Bu kavram gereğince; bir gelir ancak gerçekleştikten sonra işletmenin gelirleri arasına katılırken, gider ve zararlar kesinleşmese de ortaya çıktıklarında işletmenin sonuç hesaplarında gider ve zararların arasına katılır, yani işletmenin karından düşülür.[11]



2.11. ÖNEMLİLİK KAVRAMI:



Muhasebe ve denetim literatüründe önemliliğin kesin tanımı yapılmamaktadır. Çünkü önemlilik, bahse konu olan herhangi bir problemin çözümünde o problemi çevreleyen şartların ışığı altında hüküm verilecek bir meseledir. Bu bakımdan muhasebecinin önemli olmayanı ayırabilmesi için ancak genel bir tanım yapılabilir.



Bir durum, bir olay veya unsurun, içinde bulunduğu zaman yönünden, açıklanması veya bir yöntem olarak kullanılması hükme tesir edecekse veya hükümde bir fark yaratacaksa o durum, o olay veya unsur önemlidir.



Yatırım ve diğer kararlar için ilgili olan finansal bilgiler genellikle önemli derecede detaylı olarak hazırlanabilir. Çok fazla bilgi tıpkı çok az bilgi gibi yanıltıcı olabilir. Eğer çok fazla bilgi gösterilirse, ilgili hususlar gömülür ve okuyucu kararlarını yetersiz bilgilere dayandırmış olur.



Muhasebecinin finansal raporlamadaki sorumluluklarından biri bu bilgi yığınını, raporları kullanacaklar için anlamlı hale getirecek şekilde özetlemektir. Böylece önemlilik, nelerin açıklanacağı üzerine bir sınırlamadır. Bir bakıma, önemlilik belirli kullanıcıların büyük detay yığını kullanma imkansızlığının ortaya çıkardığı bir zorunluluk olarak görülür.



Önemliliği etkileyen iki faktör vardır:

Ø Bir unsurun rapordaki önemli sayısal büyüklüklere oranla hacmi (büyüklüğü),

Ø Ele alınan unsurun yapısı .[12]





2.12. ÖZÜN ÖNCELİĞİ KAVRAMI:



Bu kavram gereğince işlemlerin muhasebeye yansıtılmasında onların biçimlerinden önce finansal özellikleri ve işletme için ifade ettiği gerçek göz önünde tutulur. Genel olarak işlemlerin biçimleriyle özleri arasında bir paralellik olmakla birlikte bazı durumlarda farklılıklar ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda özün önceliği esastır. [13] Örneğin; finansal kiralamanın bazı şekillerinde kiracı gerçekte o varlığın mülkiyetine sahip olmasa dahi onu kiralanmış mülk olarak varlıkları arasında gösterir. Çünkü bu tür kiralamalar özde kiracıya o mülke sahip işletmelerin sahip olduğu hakların neredeyse aynısını sağlamaktadır. Bu nedenle öz yasal şeklin önüne geçmektedir.[14]



3. GENEL KABUL GÖRMÜŞ MUHASEBE İLKELERİ




İlke uyulması gereken kuraldır. Muhasebe ilkeleri, belli bir andaki muhasebe uygulamasını kapsayan ve uyulması gerektiği genel kabul görmüş olan muhasebe yöntem ve usulleridir.[15] Başka bir tanım vermek gerekirse, bu ilkeler muhasebe tecrübeleriyle gelişmiş yada yetkili bir kurum tarafından belirlenmiş muhasebe standartlarıdır.[16]



Bu ilkeler 2 no’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde “ Temel Mali Tabloların Düzenlenme İlkeleri “ , Devlet Planlama Teşkilatının “ Muhasebenin Temel Kavramları Ve Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri ” isimli yayınında “ Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri “ olarak isimlendirilmiştir.[17]

Her muhasebe dönemi sonunda, o muhasebe dönemiyle ilgili faaliyetleri özetleyen, gelir tablosu ve bilanço olmak üzere iki temel finansal tablo düzenlenir. Muhasebe ilkeleri bu iki temel finansal tablo esas alınarak iki ana gruba ayrılır :
Referans URL